1999 KlAZOMENAi KAZISI

Klazomenai kazısı1999 çalışmaları8 Temmuz-6 Eylül 1999 tarihleri arasında

qerçekleştlrümiştirt. 1998 yılında Prof.Dr. Hayat Erkanal'ın Limantepe Höyüğü'nde bir bölümünü açığa çıkardığıProtogeometrik Döneme tarihlenen yapı2 ve Hamdi Balaban tarlasındaki Arkaik Dönem zeytinyağıişliği üstüne kurulmuşM.O. 4. yüzyıl büyük yapısıkazıalanlarıolarak seçilmiştir Eski yapıkalıntılarının tespiti ve Antik Dönem kıyışeridininbelirlenmesi amacıyla yapılan jeofizik çalışmalar, Dokuz Eylül Universitesi'ndenseramik sanatçısıSemih Ozkan ve öğrencilerinin yürüttüğülahit restorasyon çalışmalarıve önceki yılların kazıbuluntularının yayına hazırlık çalışmalarıda 1999 kampanyasıiçinde sürmüştür.

PROTOGEOMETRiK DÖNEM YAPıSı

 

1998 yılında Prof. Dr. Hayat Erkanal tarafından, Limantepe Höyüğü'nün sur dışı

yerleşim alanlarının araştırılmasıamacıile sur dışında ve sur enkazının içinde açılan sondajda Protogeometrik Döneme tarihlenen, apsis planlıbir yapıbelirlenmiştir. Buluntunun,dönemi gereği tarafımızdan incelenmesi gerektiğini belirten değerli meslekdaşım, bu sondajdaki Klasik çağkalıntılarının kazılmasıve değerlendirilmesi işini Klazomenaikazısıekibine devretmiştir. Bu desteğinden dolayıSayın Erkanal'a teşekkürlerimisunarım.

l.Evre

Mimarı: 1998 yılıLimantepe kazılarında bir bölümü açığa çıkarılan yapı, höyüğün

güney eteklerinde, Erken Tunç II Dönemi surunun güneye doğru uzayan enkazıiçinde yer almaktadır. Eski yıllarda çöken açma kesiti nedeniyle yapının kuzey duvarının dışyüzü ve üzerinde yer aldığıdüzlem sağlıklıolarak araştırılamamıştır. 1999 yılıkazılarında da yapının tümü henüz açığa çıkarılamamıştır Ele geçirilen duvarın batıda oluşturduğu kavise bakıldığında, batıucu apsis oluşturan bir yapıile karşıkarşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Yapının ana aksıdoğu-batıdoğruıtuludur. Diğer merkezlerdeele geçirilen benzer örneklere bakıldığında, girişin apsisin karşısında, doğu uçta olmaSibeklenmektedir. Kazılan alan içinde yapının 3,5 m.lik genişliği ve 7 m.lik uzunluğu korunmuştur. Yapının doğuda ve güneyde sondaj sınırlarıdışına uzadığıgöz önünealındığında, eldeki yapının en az 5 m. genişlik ve 10 m. uzunluğa sahip olabileceği sanılmaktadır. 1999 kazılarıkuzey duvarının batıucunun tahrip olduğunu belirlemiştir. Evin ortasına denk gelen M.O. 4. yüzyıl su kuyusu da sınırlıbir alanda tahribe yol açmıştır

 

Yapının duvar temellerinin konstrüksiyonu henüz araştırılamamıştır. Ancak mevcut

duvarların iç yüzlerinde orthostatlarıandırır gibi dikeyolarak yerleştirilmişyassıtaşsırası, bir temele gereksinme duyulmadan kısmen toprağa gömülmüştür.

Çağdaşıbenzeryapılarda da derin temellere rastlanmamaktadır.

Kuzey duvarının kalınlığı60 cm.dir. Taşduvarın korunan yüksekliği ise 95

cm.ye ulaşmaktadır. Ancak, duvarın bu yüksekliğe yapının ikinci evresiyle ilişkili onarım sırasında ulaşmışolduğu düşünülebilir. Doğu tarafta korunan ve dikeyolarak yerleştirilmiştek büyük taş, 1. evre yapısının tabandan itibaren en az 71 cm. yükseklikte taşduvarlarıolmasıgerektiğine işaret etmektedir. Ust yapısıkerpiç olan duvarlar için taşsubasman bölümünün bu yüksekliği, çağdaşi benzer yapılara göre fazladır. Benzer örneklerdekerpiç duvarın altındaki taşduvarın yüksekliğinin 20-30 cm. kadar olduğu gözlenrnektedir''

.

Smyrna'nın Protogeometrik oval evinde, temel ve subasman olarak küçük

taşlarla yapılmışbir yatak yeterli qörülrnüştür-. Limantepe kazısıekibinin 1998 yılıgözlemlerinden ve doğu uçta kısmen izlenen kuzey duvarının dışyüzünden yola çıkarak, yapıiçindeki tabanın yapının dışındaki gezinme düzlemine göre 15-20 cm. dahaderinde olduğu görülmektedir. Böylece Klazomenai apsisli yapısının, kısmen Tunç Çağıenkazıiçine gömülerek yapılmışve Smyrna oval evi gibi sub-terranean bir yapıolduğu anlaşılmaktadır. Taşsubasman duvarlarının üst yüzeyinde kerpiç blokların yerleştirilmesine uygunbir düzlem oluşturulmuştur. Duvar üzerinde korunmuşolarak ele geçirilen kerpiçyoktur. Ancak taban üzerine düşmüşve yanarak tuğlalaşmışiri kerpiç topakları, duvarların kerpiç ile örülmüşüst yapısıyla ilişkili olmalıdır.

Klasik ÇağKlazomenai yapılarındakullanılan kerpiçlerin boyutlarının yaklaşık 40-45 cm. genişlikte olduğu bilinmektedir.Bu ölçüler Protogeometrik Dönem için de qeçer] kabul edilirse, duvarın her iki yüzündede 5-10 cm.lik kalın sıvalar beklenmelidir. Ote yandan, Smyrna oval evinde 30x50cm.lik kerpiç tuğlalar kullanılmıştır. Bu ölçüler göz önüne alınırsa, yan yana iki kerpiçtuğladan oluşan duvarlar beklenebilir.Evin çatırekonstrüksiyonunu anlamamızıkolaylaştıracak izler ele geçirilmemiştir.Ancak klasik çağlar Klazomenai'sindeki veriler ve çeşitli merkezlerden bilinen GeometrikDönem pişmiştoprak ev modelleri, yapıplanlarının çatıörtüleri ile yakın ilişki içinde olduklarınıortaya koymaktadır. Dikdörtgen planlarda sıklıkla düz toprak dam kullanılmışolmalıdır; bu yapıların keskin köşeleri semerdam şeklindeki saz örtülü çatılar için ciddl izolasyon sorunlarıyaratmaktadır. Apsisli ya da oval planlıyapılarda ise semerdamşeklindeki saz çatılar beklenmelidir. Bu özelliklere bakıldığında, Klazomenaievinin içinde açığa çıkan kerpiç topaklar çatıdan düşmüşolmamalıdır. Evin içinde çatıyıdestekleyecek direklere ait izler gözlenmemiştir. Ancak bu tür izlerin, yapının apsislninbulunduğu batıucunda yer yer izlenen geç dönem tahripleri nedeniyle ele geçirilmemişolabileceği düşünülmektedir. Çatıya ait olabilecek ahşap hatılların yanmışparçaları1998 Limantepe kazılarında qözlenrniş", ancak 1999 çalışmalarında ele alınan bölümde bu kalıntılara rastlanmamıştır. Yapıiçinde 1,73 m. kotunda kil bir taban belirlenmiştir. Kuzey duvarıboyunca dahaiyi korunmuşolarak gözlenen bu taban yer yer tahrip edilmişolarak ele geçirilmiştir.

 

Yapının i. evresininin bir yangınla son bulduğu anlaşılmaktadır. Taban üzerinde yer

yer izlenen kül ve karbon izleri ile yanarak tuğla/aşmışkil taban parçalarıbu yangına

işaret etmektedir. Yapıiçinde farklıstrüktürlere ait kalıntılar gözlenmektedir. Kuzeydoğuda, kuzey duvarına yaslanmış, yaklaşık 1 m. genişlikte, plaka taşlarla döşenmişbir seki vardır.Yassıtaşların iki sıra halinde üst üste yerleştirildiği görülmektedir. Duvara dayandığıkısımdaevin tabanından 40 cm. yüksekliğe ulaşan seki, güneye doğru eğimli bir şekildealçalmaktadır. Seki yüzeyinin meyilli olması, şimdilik belirleyemediğimiz işlevi ile ilgili 01malıdır.Yapının şimdiye kadar kazılmışolan kısmının ortasında, 1,60Oom. çapında, iki sırahalinde taşla döşenmişyuvarlak bir platform vardır. Bir bölümü M.O. 4. yüzyıl kuyusunun açılmasısırasında tahrip olmuştur. Güneydoğu köşede, yuvarlak şeklin bütünlüğünü

bozan bir uzantıizlenmektedir. Yuvarlak platform tabandan 15-17 cm. yüksekliktedir.

Platform üzerinde in situ malzemeye rastlanmamıştır.

Messenia bölgesindeki Nikhoria kazılarında açığa çıkarılan apsisli bir yapının

içinde, hemen hemen aynıboyutta, konumda ve çağdaşıolan benzeri bir platform sunak olarak yorumlanrruştıre. Klazomenai evinin platformunun doğusunda izlenen yoğunyangın izleri ve in situ malzemeye platformun batısında rastlanmamıştır. Bu keskin fark, evin iki yarısınıayıran bir bölme perdesiyle ilişkili olabileceği gibi, batıtarafta izlenen ve henüz tam niteliği anlaşılamamışgeç dönem tahripleriyle de ilişkili olabilir. Yapının i. evresinde bir ocağın varlığınıdüşündüren izlere henüz rastlanmamıştır.Depolama çukurlarıda bulunmamıştır.Yapının bu ilk evresi Protogeometrik Dönem içine yerleştirilmelidir. Ege dünyasındabu erken döneme ait ortaya çıkarılmışmimari kalıntılar çok sınırlıdır ve sıklıkla büyük

ölçüde tahribat görmüştür. Asine", Nikhoriae, Letkandi? ve Smyrna'dan"? bilinen örnekler vardır. Bilinen örneklerin hiçbirinde temel kullanılmamıştır. 45 x 10 m. boyutlarıyla benzersiz bir yapıolan Lefkandi Heroon'u dışındaki örneklerde kerpiç duvarlarıtaşıyan taşsubasman duvarlarının 1-2 sıra taşile yapıldığıgörülmektedir. Klazomenai yapısınınyer yer 90 cm.ye kadar korunmuştaşduvarlarıbu açıdan bir istisna oluşturmaktadır.

Klazomenai yapısına boyutlarıve mimarıkonstrüksiyonu ile en yakın örnek Nikhoria

IV-1 yapısıdır. Stratigrafik olarak Geç Protogeometrik/Erken Geometrik Dönem

içine tarihlenen bu yapı16 x 8 m. boyutlarında apsisli bir yapıdır. Bir bölme duvarıniteliğindeki doğu duvarının yapının gerçek dışduvarıolamayacağıdüşünülmektedir. Güneydekiikinci duvar izinin ayrıbir evreyi temsil etmediği, güney duvarınıdesteklemekamacıyla yapılmışolabileceği ileri sürülmektedlrtt. Bu tip destek strüktürleri başka merkezlerdende bilinmektedir ve Klazomenai yapısının kuzey duvarına bitişik seki de benzerbir işlev üstlenmişolabilir. Nikhoria IV-1 yapısının apsisinde taşlarla sınırlandırılmışdepolama çukurları, ortasında da 1 m. çaplıbir ocak bulunmuştur. Saz çatıyıdestekle-yecek ahşap direklere ait iki iz saptanabilmiştir. Nikhoria örneğinde apsise yakın 1.60 m. çaplıtaşile inşa edilmişyuvarlak bir platform açığa çıkarılmıştır. Kazıcıların sunak olarak tanımladığıbu platformun hemen hemen aynıboyuttaki bir benzeri Klazomenai

yapısında da görülmektedir. Içinde M.O. 10. ve 9. yüzyıllara tarihlenen çok sayıdaki

skyphos ve krater parçaları, ağırşaklar ve apsis bölümündeki çukurlar içine yerleştirilmişdepolama kaplarıele geçirilen Nikhoria IV-1 yapısı"hall of representation" / "şef evi" olarak yorumlanmıştır. KazısıtamamlanmamışKlazomenai yapısıiçin yorum yapmakhenüz erkendir. Ancak yapının boyutları, çoğu Geometrik Döneme tarihlenen yapılarla karşılaştırıldığında, elimizdeki yapının sıradan bir konut olamayacağınıakla getirmektedir.

 

Buluntular: Yapıtabanındaki seramik buluntularıarasında aynıkaba ait parçaların

yaklaşık 2-2,5 m. çaplıbir alana dağılmışolmasıve buluntu durumları, yapının yangınla tahribinden hemen sonra yapılmışbir karıştırmayıdüşündürmektedir. Yapısakinleri,enkazın içinde kıymetli eşyalarınıaramışolmalıdırlar. Bu karıştırma evin taban bütünlüğünüde yer yer bozmuş, bazıparçalar taban seviyesinin altındaki kotiara karışmıştır. Gene aynıkaba ait parçaların bir kısmının tabandan yaklaşık 50 cm. yukarıda, yapının geç evre bölme duvarının üstünü örten enkaz içine karışması, daha geç dönemlerdede ikinci bir karıştırmanın yapıldığınıdüşündürmektedir. Alanın güneydoğusunda kömürleşmişbir ahşap lata izi bulunmuştur. Seramik buluntularının ahşap lata üzerindeki

konumu, bunun bir sehpaya ya da duvardan aşağıya düşmüşbir rafa ait olabileceğini akla getirmektedir.

 

Taban buluntularının daha sonralarıkarıştırılmışolması, bazıalanların henüz kazılmamışolması, geç evre bölme duvarının buluntuların bir kısmınıörtmesi ve M.O. 4.yüzyıl kuyusunun tahrip ettiği alan nedeniyle seramik buluntular henüz tümlenememektedir.Tabanla ilişkili olabilecek sekiz ayrıkap saptanmıştır. Bunlardan beşi amphora vehydria gibi büyük boyutlu depolama kapları, üçü ise daha küçük boyutlu, oinokhoe, tekkulplu sürahi gibi kapalıkaplardır. Fincan, skyphos, kalathos ve krater gibi günlük kullanıma yönelik olabilecek kaplara ait hiçbir parça ayırt edilememiştir. Buluntuların şimdikiniteliği yapının depolama amacına yönelik olarak kullanıldığına işaret etmektedir.Karın altında ve kaide üzerinde birer bant ile bezenmişkapalıkap parçası, ovoidbir gövdeye sahip olmalıdır. Iyi şekillendirilmişalçak bir halka kaide üzerine oturmaktadır. Yine ovoid gövdeli ve düz dipli ikinci bir depolama kabıdevetüyü hamurludur, bezemesizdirve dışyüzü perdahlanmıştır.

Buluntular arasındaki boyundan kulplu iki amphora birçok açıdan ortak özellikler

göstermektedir. Bu iki kabın pul pul dökülen hamurlarıyalnızca geçirdikleri yangınla ilişkili olmamalıdır, çünkü aynıkoşullardaki diğer kapların üzerlerinde yangının neden olduğubenzer bir bozulma görülmemektedir. Bu durum ya kapların üretimleri sırasındaki elverişsiz pişirilme koşullarıyla ya da içlerinde barındırdıklarızeytinyağıgibi bir sıvınıniçerdiği asitlerin etkisinden dolayıolmalıdır. Içinde zeytinyağısaklanan Panathenaia amphoralarındaveya zeytinyağıile hazırlanmışparfümlere özgü lekythos gibi kaplarda benzer türde bir bozunma sık sık gözlenmektedir. Her iki amphora da sağlıklıbir tümlemeyi irnkansızlaşttracak ölçüde küçük ve yüzeyi aşınmışparçalar halindedir. Her ikisinin de omzu konsantrik dairelerle bezenmiştir. Birisinde konsantrik dairelerin yanındanoktalardan oluşan bir bezemeye de rastlanmıştır. Aynıörnekte boyun ile omuz arasındaki geçişbölgesinde firnis bir bant kullanılmış, ancak ikisinin de dudaklarıalışılmadık

bir şekilde rezerve bırakılmıştır. Çağdaşıörneklerde rastlanmayan bir diğer özellik kısa boyunlarıve buna bağlıolarak kısa kulplarıdır. Boyun yapısı, şişkin karınıarıve gövdeninhemen tamamen rezerve bırakılması, bu iki amphoranın Geç Protogeometrik Dönemdendaha erkene tarihlendirilmeleri gerektiğini gösteren özellikleridir.

 

Büyük bir kısmıele geçirilen bezemesiz bir hydria kızıl kahverengi hamuru, yüzeyinin perdahlanmasıve iç yüzde de çark izlerinin açıkça gözlenememesiyle dikkati çekmektedir. Protogeometrik Dönemden bilinen hydria örnekleri çok sırnrlıdrrt''. Bu durum, buluntuların büyük çoğunlukla mezarlık alanlarında açığa çıkarılmışolmasından ve hydrianın mezarlara bırakılan ölü hediyeleri arasında tercih edilmeyen bir form olmasından kaynaklanıyor olmalıdır. Söz konusu hydrianın, yukarıda tartışılan amphoralardakine benzer kısa boynu ve ovoid gövdesi vardır. Kaide korunmamıştır.Depolama kaplarıdışında taban üzerinde ele geçirilen bir oinokhoe bandlarla bezenmiştir.Kulpun alt ve üstünde ikişer bant yer almaktadır. Boynun ve gövde altının firnisle kaplıolduğu anlaşılmaktadır.

Diğer bir oinokhoede ise omuzda yarım konsantrik dairlerden oluşan bir bezeme

görülmektedir. Hamuru ve korunma durumu yukarda tartışılan boyundan kulplu etrıptıoralarla benzerlik göstermektedir. Bu kabın yakın bir benzeri Smyrna kazılarında ele geçirilmişve Orta Protogeometrik Döneme tarihlenmiştirt".

 

Buluntular arasında ilginç bir grubu makara şeklindeki pişmiştoprak nesneler

oluşturmaktadır. 4,5-5 cm. yüksekliğinde ve yaklaşık 4 cm. çapındaki bu nesnelerden şimdiye kadar 22 tanesi açığa çıkarılmıştır. Fonksiyonlarıbelirsizdir. Ocaklarda sacayağıgibi kullanılmışolabilecekleri düşünülebilirse de, hem sayıları, hem bir kısmında yanma izi görülmemesi, hem de mekan içinde bir ocağa rastlanmamasıgöz önüne alınmalıdır.Akla gelen diğer bir açıklama dokuma endüstrisi ile ilişkili olabilecekleridir. Ağırlıkolarak ya da dokuma tezgahıiplerini germek için kullanılmışolabllirler-.Bulunan iki bikonik ağırşak ve aynıamaçla kullanılmışdaire formunda biçimtendirilerek ortasıdüzgünce delinmişseramik parçalarıda dokuma etkinliklerine işaret etmektedir.

 

Yapının tarihlendirilmesine doğrudan izin vermeyen, ancak bir fikir verebilecek

olan üst dolguların buluntularıarasında Erken/Orta Protogeometrik Döneme verilebilecek yüksek konik kaide ve ağız kenarıprofilli skyphos parçaları, Protogeometrik Döneme ait plastik ip kabartmalıkrater parçalarıdikkati çekmektedir.

II.Evre

 

Mimarı: Yapının ilk evresinin bir yangınla sona ermesi ardından yeni bir yapım

evresine başlandığıanlaşılmaktadır (Resim: 5). Bu yeni yapım evresinde eklenen bölme duvarının, ilk evre tabanıüzerindeki yanık kerpiç parçalarının ve seramik parçalarınınhemen üzerlerine gelecek şekilde yerleştirilişi; duvarın en alt taşlarıile taban malzemesi arasında hiç boşluk olmaması, yeni yapım evresine yangından hemen sonra başlandığınıdüşündürmektedir. 0,65-0,72 m. kalınlıktaki bölme duvarıdiyagonal olarak kuzey duvarına dayandırılmıştır. Güney ucu henüz ortaya çıkarılmamıştır. Bölme duvarı,kuzey duvarıönündeki sekinin meyline uydurulmuştur. Bu durumda, ikinci yapı!3vresinde bu sekiden daha yüksekte kalan bir taban seviyesi söz konusu olmalıdır. Ikinci evreyle birlikte yapının dışduvarlarında da onarım yapılmıştır. Gerek ikinci evre duvarlarınınaksının ilk evreden hafifçe farklılaşması, gerekse batıtarafta iki evre duvarıarasında

bir toprak katmanının varlığıbu onarıma işaret etmektedir. Kuzey duvarının doğu

ucu ise taban seviyesinden itibaren her iki evrede de aynıaksıkorumuştur. Burada, iç yüzde, duvara dayalısekinin üzerinde yaklaşık 2,40 m. kotundan itibaren duvar dibinde gözlenen sıkışık taşyongalarıda ikinci evre onarımıyla ilişkili olmalıdır. Ne yazık ki bu evreye ait taban korunmamıştır.

 

Hem bu evrenin taban düzlemi, hem de daha geç tüm yapılar tahrip olmuştur;

bunların varlığıancak dolgular şeklinde gözlenebilmektedir. Kuzey duvarıdibindeki dar şeritte ele geçirilen ve büyük parçalar halinde korunan Geometrik karakterdeki krater parçasının bu evre için bir tarih verip veremeyeceği belirsizdir.

Yapının kuzey duvarının batıucunda 2,40 m. kotunda ve Protogeometrik yapının

duvarınıörten bir ocak bulunmuştur. Bu ocağın altında ele geçirilen en geç malzeme Geç Geometrik Döneme yerleştirilebilecek bir skyphos parçasıdır.Bu parça Protogeometrik dönem yapısının ikinci evresi için de bir terminus olarak kabul

edilmelidir.

PROTOGEOMETRiK PiTHOS MEZAR

 

Protogeometrik yapının 10 m. kadar kuzeydoğusunda, Prof. Dr. Hayat Erkanal

başkanlığında yürütülen Limantepe kazılarında Orta Tunç çağıenkazıüzerine yerleştirilmişbir pithos içinde 0-6 ayarasındaki bir bebeğe ait iskelet bulunmuştur

Pithosun güneydoğu yönüne bakan ağzıbir taşla kapatılmışve içine ölü hediyesi olarak dört vazo bırakılmıştır.

 

Bunlardan gri monokrom tek kulplu fincan Myken Döneminden beri süren bir geleneğin temsilcisidir. Ağız kenarında iki rezerve bant olan diğer tek kulplu fincan Lefkandiörneklerine göre Subprotogeometrik Dönemin 1. ve 2. evrelerine tarlhleneblllrt". Omzundayarım konsantrik daire bezemesi olan oinokhoe KOS16 ve Letkandit?örneklerine göre Geç Protogeometrik / Subprotogeometrik 1 evresi içine yerleştirilebilir.

 

Mezarın son buluntusu olan tek kulolu sürahicik de aynıtarihleri düşündürmektedir.

Mezar buluntularıDr. Irene Lemos tarafından Geç Protogeometrik döneme ait olarak yorumlanmıştır. Mezar buluntularıGeç Protogeometrik sonlarından başlayan ve diğerbuluntular göz önüne alındığında, Geometrik Dönem içinde de süreklilik gösteren güçlü Euboia etkilerini ortaya çıkarmaktadır.

KLAZOMENAi'DE PROTOGEOMETRiK DÖNEM

 

Gerek Pausanias başta olmak üzere tarihi kaynakların aktardıklarıyla, gerekse

taban suyunun yüzeye yakın olmasından dolayıkazılamayan, ancak yukarıtabakalara çıkmışbuluntular sayesinde Klazomenai'de Protogeometrik Dönem içinde başlayan bir lon yerleşmesi belirlenmiştir, Limantepe Höyüğüve batısındaki FGT - MGT sektörleri bu ilk kentin yayılım alanıolarak yorumlanmıştır. Yerleşmenin merkezini oluşturan Limantepe Höyüğü'nde Roma Döneminde tarımsal amaçla yapılmışgenişçaplıtesviyeler ve günümüzde kazılar öncesinde işmakineleriyle yapılmıştahribatlar nedeniyle, Orta Tunç çağınıizleyen dönemlerin sağlıklıolarak araştırılmasımümkün olrnamaktaydı.Bu nedenle, Prehistorik Dönem yerleşmesi ile lon yerleşmesi arasında kesintisiz bir süreklilik olup olmadığıda netlik kazanamamıştır. 1998 ve 1999 kazılarında açığa çıkarılmaya başlayan Protogeometrik yapıyakınlarında ele geçirilen iki uma kabı"barbarian

ware" olarak yorumlanmışve karanlık çağlara ait ipuçlarıoluşturduklarıvarsayılrruştrrte.

 

Gene aynıbölgede çöken açma kesiti içinde bulunan ve korunma durumuna bakıldığında, bir mezara ait uma kabıolmasıbeklenebilecek tıyarie'», Protogeometrik Döneme tarihlenmektedir. Omuzundaki dalgalıçizgiler ve şişkin karnıyla Protogeometrik Dönem içinde erken özellikler gösteren bu hydria, Protogeometrik Dönem apsisli yapısında bulunan kaplara göre uzamışve gelişmişboynu, karın bölgesindeki genişfirnis bandıylaProtogeometrik Dönemin Orta veya Geç evrelerine tarihlenebilir.

 

1980'Ii yılların başında Yıldıztepe'nin güneyinde bir su kuyusunun kazısısırasında açığa çıkırılan ve uma olarak kullanılmışboyundan kulplu amphora, genişçe karıniıovoid formu, omuzundaki konsantrik daireler ve karnındaki kalın firnis bantlarla Geç Protogeometrik Dönem içinde düşünülmelidir.

 

1999 kazılarında Klazomenai'de Protogeometrik Döneme ait diğer bir ilginç buluntu

ise HBT sektöründe ele geçirilmiştir. Doğal bir kaya yarığıiçine bırakılmışbu küçük skyphos, kaide altındaki ve kulp altındaki ince rezerve bantlar dışında tamamen fir-nislidir. Dudağın iç yüzünde ince bir rezerve bant yer almaktadır. Gerek bezeme sistemi gerekse orta yükseklikteki konik kaidesi ile Lefkandi örnekleriyle karşılaştırıldığında2o, Orta Protogeometrik Dönem içine yerleştirilmelidir. Kaidenin firnisli oluşu bu dönemin sonlarına yerleştirilebilmesini mümkün kılmaktadır.

M.Ö.4. YÜZYıL BÜYÜK YAPıSı

 

1999 Klazomenai kazılarında ikinci çalışma alanıHBT sektörü olarak belirlenmiştir. Bu sektörde açığa çıkarılan Arkaik Dönem zeytinyağıişliğinin çevresini açmak ve M.O. 4. yüzyılda işliğin üstünü de örtecek şekilde yapılmışbüyük yapıyıincelemek için çalışmalar sürdürülmüştür. 1989 yılından beri kazısıyapılan büyük yapının doğuda görkemli bir teras veya destek duvarına sahip olduğu belirlenmiştir. Söz konusu alanın yüzeye yakınlığıve Roma Döneminde yapılmıştarımsal amaçlıtesviyeler hem planınınsağlıklıolarak saptanmasını, hem de taban seviyesinin bulunmasınıolanaksızlaştırmıştır.Bu nedenle yapıancak temel için ana kaya üzerinde kazılrruşoluklar aracılığıile kısmen algılanabilmektedir. Büyük yapının altında kalan ve M.O. 5. yüzyıl sonlarında inşaedilmişbir diğer yapı, büyük yapının inşasıiçin bir terminus post quem oluşturmaktadır.Olasılıkla M.O. 4. yüzyılın ikinci dörtlüğüiçinde doğu tarafta genişliği 4 m. civarında olan büyük destek duvarıinşa edilmişve bu duvarın batısındaki alanda Arkaik Dönem işIikIerine ait çukurlar seviyesinde başlayan derin temeller oluşturulduktan sonra, temelierin arasındaki boşluklar kalın bir dolgu malzemesi ile doldurulmuştur. Yapının şimdiyekadar kazılan alanlarda açığa çıkarılan bölümlerinin oluşturduğu 40 x 50 m. yi aşan boyutu,1 m. kalınlığa ulaşan duvarları, önceden planlanmışderin temelleri ve büyük çapIıdolgu/tesviye çalışmalarıdikkati çekmektedir ve Hellenistik Dönemin basileia ~ipi yapılarının

bir öncüsü olabileceğini düşündürmektedir. Büyük yapının inşasının, M.O. 365- 355 tarihleri arasında Satrap Ayaklanmalarıdöneminde Klazomenai kentini bjr askerl

hile ile ele geçirdiğini bildiğimiz tyran Pyton ile ilişkilendirilmesi mümkündür. Iki g~nişavlu etrafına dizildiği anlaşılan mekanlarıile bu anıtsal yapının araştırılmasına, Kiel Universitesi'ndenDr. Stümpel ve Dr. Demirel'in yürüttükleri geomagnetik ölçümlerin ışığındaönümüzdeki yıllarda devam edilecektir. 1999 yılıçalışmalarında ana kaya üzerineoyulmuştemel yuvalarısayesinde planın bir bölümünü daha anlamak mümkün olmuştur.

 

ARKAiK DÖNEM DEMiRCi  İŞLİĞİ

 

HBT sektörü kazılarında zeytinyağıişliğinin kuzeyindeki alanda Arkaik Döneme

tarihlenen bir demirci işliği açığa çıkarılmıştır (Resim: 8). Hemen yanıbaşındaki drenaj kanalıiçine atılmışolarak ele geçirilen çok miktarda demirci cürufu ve işliğin içindeki topraktan mıknatısla taranarak elde edilen demir kıymıklarıve tozlarıburada bir demirci işliği butunduğuna işaret etmektedir. Ana kaya üzerindeki izler ve oyuklar da bunu doğrulamaktadır. Iki ayrıocağa ait izler, yuvarlak planlıbir su çukuru ve üzerinde ısıtılmışdemirin dövüldüğütaşbir örs bulunmuştur. Kayaya açılmışdiğer oluklar ve izler arasında körüğün yerleştirildiği yer ayırt edilebilmektedir.

 

Arkeolojik olarak kazılmışçağdaşatölyeler bilinmemekle birlikte, Thera'da açığa

çıkarılan bir Geç Tunç çağıdemir veya bakır işleme atölyesinde de taşörse rastlanmıştır. Klazomenai işliğinde bulunarıdemir kıymıklarınıve demirci curuflarınıBoehum, Bergbaumuseum'dan Doç.Dr, Unsal Yalçın analiz edecektir.

 

ARKEOMETRiK ÇALIŞMALAR

 

Yukarıda da değinildiği gibi Kiel Üniversitesi'nden Dr. Harald Stümpel ve Dr. Filiz

Demirel, antik kent alanında 1998-1999 yılında yaptıklarıgeomagnetik ölçümlerle antik kent dokusunu, özellikle M.Ö. 4. yüzyıl büyük yapısınıve seramik atölyelerinin yerini belirlemeyi hedeflemişlerdir. Bu amaçla kazısıyapılan alanlardaki arkeolojik buluntularla ölçüm sonuçlarının uyumlandırılmasına çalışılmaktadır. Ayrıca kuyu sismiği ve MSP yöntemiyle Antik Dönemde kentin doğusunda var olduğu bilinen körfezi n sınırlarınıbelirlemeyi hedeflemektedirler. Boehum Universitesinden Prof.Dr. Bernt Schröder'in danışmanlığında öğrencisi Annette Krause'nin Klazomenai çevresi jeolojik yapısınıele alan diplama çalışmasıtamamlanmıştır.

 

YAYıN ÇALIŞMALARI

 

Klazomenai'de Arkaik Dönemde zeytinyağıüretimi yapılan üç farklıişlik önceki

yıllarda yapılan kazılar sonucunda gün ışığına çrkartlrruştır-". Bu işliklerden en gelişkin i ve en iyi korunmuşdurumda olanıHamdi Balaban tarlasında ortaya çıkanlandır. Bu işliğinrekonstrüksiyonu için bir ön çalışma olarak, 1/20 ölçekli bir maketi Ertan Iplikçi tarfındanhazırlanmıştır (Resim: 9). çağına göre oldukça ileri teknolojilerin kullanıldığıKlazomenai işliğinin yayınıProf. Dr.Güven Bakır ve grafikçi Ertan Iplikçi tarafından hazırlanmaktadır.

Yrd.Doç.Dr. Yaşar Ersoy ise Hamdi Balaban tarlasıkuzeyaçmasında 1983-84

ve son olarak da 1989 kampanyalarındaki kazıların sonuçlarının irdelendiği bir monografi çalışmasınısürdürmektedir. Kentin kuzeybatıkesimindeki üç yıllık kazılar sonucunda açığa çıkarılan en önemli izler M.O. 6. yüzyıl başlarında inşa edilen konutlardır. Bu yapıların stratigrafi ve verilerinin tartışılryıasının yanısıra Geometrik Döneme tarihlenen sınırlıizler ve aynıalanda yer alan M.O. 4. yüzyıla ait tabakalar, bunlarla ilişkili küçük buluntular da bu yılın sonlarında baskıya verilecek çalışmanın kapsamıiçinde yer almaktadır.Bilge Hürmüzlü ise Akpınar Nekropolisi malzemesinin yayın öncesi değerlendirme çalışmalarınısürdürmüştür.

Bu sene 20. yılına ulaşmışolan Klazomenai kazılarının toplu sonuçları, bir Web

sayfasıhazırlanarak (http://klazomenai.tripod.com) internet dolaşımına sunulmuştur. Sayfanın Almanca versiyonu da aşama aşama hazırlanmaktadır. Bu sayfada kısa bir tanıtımla yetinilmemiştir. Kentteki arkeolojik kazılarda bugüne kadar elde edilmişsonuçların tartışıldığıve yeni buluntular ışığında güncelleştirilen sayfa, 50-60 sayfalık metin ve200 kadar görüntüyle, ilgilenen lerin birçok sorusuna cevap verebilecek kapsamdadır.

 

Benzer içerikte bir kitabın hazırlık çalışmalarıbitiriimiş, yayıncısorunlarıgiderilmeye çalışılmaktadır.22

 

 

Notlar:

 

Prot.Dr.Güven BAKıR, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 35100 Bornova-izmir / TÜRKivE

 

Yrd.Doç.Dr.Yaşar ERSOV, Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Bilkent-Ankara / TÜRKivE

 

Vrd.Doç.Dr.ismail FAZllOGLU, Trakya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, EdirnefTÜRKiVE

 

Nezih AVTAÇLAR, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoioji Bölümü, 35100 Bornova-izmir /TÜRKiVE

 

Hüseyin CEViZOGLU, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 35100 Bornova-izmir /TÜRKiVE

 

Bilge HÜRMÜZLÜ, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 35100 Bornova-izmir / TÜRKivE

 

Yusut SEZGiN, Trakya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, Edirne / TÜRKivE

 

1 - Sağladıklarıdestekten ötürü Kültür BakanlığıAnıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne, Ege Üniversitesi'ne. Urla Belediyesi'ne, Unilever/Komili Firması'na. TANSAŞ'a, FAZ Elektrik AŞ'ye teşekkürlerimizi sunarız. Konya Müzesi'nden KazımMertek Bakanlık temsilcisi oiarak görev yapmıştır. Kazıekibinde, yukarıda ismi anılanlar dışında, Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü araştırma görevlilerinden Fikret Özbay, Uzman Ümit Güngör, Arkeolog Fuat

Yılmaz, Kazan Uzun ve bölüm öğrencileri yer almışlardır. Restorasyon çalışmalarıDokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Araştırma Görevlisi Semih Özkan ve öğrencilerince sürdürülmüştür. Ankara Üniversitesi Başkent Meslek Yüksek Okulu Restorasyon ve Konservasyon Programı'ndan bir stajyer öğrenci de seramik buluntularınınonarımına yardım etmiştir.

 

2  - Erkanal,H., 1998 Yıh Limantepe Kazıları, 21.KST i, Ankara, 2000, 251-262.

 

3 -  Fagerström,K., Greek Iron Age Arctıiıecıure, Göteborg , 1988, 117-118.

 

4 -  Akurgal,E., Eski ızmir 1, Ankara, 1993. 16.

 

5 -  Erkanal,H., 1998 YılıLimantepe Kazıları, 21.KST 1, Ankara, 2000, 253.

 

6 -  MacOonald,w'A.-Coulson,w'O.E-Rosser,J. (eds.), Excavations at Nichoria in Southwest Greece. 1/1 Oark Age and 8yzantine Occupation, Minneapolis, 1983, 29-30.

 

 

7 -  Oietz,S., Asine II. Results of the Excavations East of the Acropolis 1970-1974. Fasc.1, General Stratigraphical Analysis and Architectural Remains, Stockholm, 1982, 41-45, Plan ıv.

 

8 -  MacOonald,w'A.-Coulson,w'O.E-Rosser,J. (eds.), Excavations at Nichoria in Southwest Greece. iii Oark Age and 8yzantine Occupation, Minneapolis, 1983, 19-42.

 

9 -  Popham,M.R.-Calligas,P.G.-Sackett,L.K.(eds.), Lelkandi II, The Protogeometric Building at Toumba, Part II, The Excavation, Aechitecture and Finds, Oxlord, 1993.

 

10 -  Akurgal,E., Eski izmir 1, Ankara, 1993, 16-17, Şek. sa-o, Lev. 4-5.

 

11-  Fagerström,K., Greek Iron Age Architecture, Göteborg, 1988, 35.

 

12 -  Desborough, V.R.d'A., Protogeometric Pottery, Oxford, 1952,43-45

 

13 -  Akurgal,E., Eski izmir 1,Ankara, 1993,119, Lev.7d.

 

14 -  Bayan Boysal, benzer formdaki pişmiştoprak nesnelerin Konya civarında günümüzde de dokuma tezgahlarında kullanıldığı, üzerine sanlıiplerin yavaşyavaşçözülmesiyle tezgahın boyundan daha uzun kumaşların dokunmasında tercih

edildikleri bilgisini vermiştir.

 

15 -  PophamP.G.-Sackett,L.K.-Themelis,P.G.(eds.), Lefkandi I, The Iran Age Settlement, The Cemetertes. Oxlord, 1980, 294-295, Fig.7j.

 

16 -  Coldstream,J.N., Greek Geometric Pottery, London, 1968, PI. 58g.

 

17 -  Popham.P.G.-Sackett,L.K.-Themelis,P.G.(eds.), Lefkandi i, The Iran Age Settlement, The Cemeteries, Oxtord, 1979, P1.126.

 

18 -  Erkanal,H., 1997 YılıLimantepe Kazıları, 20,KST 1, Ankara, 1999,327, Res, 3-4,

 

19 -  Erkanal,H., 1998 YılıLimantepe Kazıları. 21.KST 1, Ankara, 2000, 253,

 

 20 -  Popham.P.G.-Sacketl,L.K.-Themelis,PG.(eds.), Lefkandi I, The Iran Age Selt/ement, The Cemeteries, Oxford, 1980, 297-302, Fig.8d.

 

 21 -  Marinatos,S., Excavations at Thera 1/1, Athens, 1970, 44.

 

22 -  Bakır,G.-Ersoy, E., 1997 YılıKlazomenai Çalışmaları, 20. KST 2, Ankara, 1999, 67..

 

 

Kaynak: 1999 Klazomenai Kazı Raporu

Fotoğraflar: Eyyüp Glebatmaz, Bilal Süren, Ekim, 2007 

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !