Anadolu Arkeolojisi

Anadolu Arkeolojisi

Antikçağda Küçük Asya ( Asia Minor ) denen Anadolu Yarımadası, Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki, çoğu kez köprü “köprü” olarak nitelendirilen eşsiz konumu, elverişli coğrafi özellikleri ve zengin doğal kaynakları dolayısıyla insanlık tarihinin en erken evrelerinden başlayarak yerleşmelere sahne olmuştur. Ülke oldukça engebeli bir topografik yapıdadır. Özellikle doğu – batı doğrultusunda uzanan aşılması güç sıradağlar ile bunların arasına sıkışmış farklı özellikteki vadiler, üç yanı denizle kuşatılmış bu yarımadada bir takım bölgesel uygarlıkların doğmasına neden olmuştur ki, Anadolu’nun uygarlık tarihi açısından önemi de bu çok renkli mozayikten kaynaklanmaktadır. Nitekim bu çok renklilik tarihin hemen her döneminde karşımıza çıkar.

Bu çok renkli uygarlıklar mozayiği Avrupalı araştırıcıların ilgisini erken tarihlerden itibaren çekmiş; ilk kazılar ise 19. Yüzyılda başlamıştı. Bir yağmalama serüveni olarak sürdürülen bu ilk kazılardan çıkarılan eserler Avrupa’nın sayılı müzelerini süslemiştir. Bunları kaleme alıp, Türkiye arkeolojisinin tarihini anlatmak başlı başına bir kitap yazmak demektir.

Anadolu’daki ilk bilimsel çalışmalar 1827 ve 1836 yıllarında F. Edward Schultz ve Charles Texier ile başlar. İlk kazı ise Heinrich Schliemann tarafından Hisarlık Tepesi yani Troia’da gerçekleştirilir. Schliemann’ın bulduğu hazineler Avrupa’ya kaçırılır; altın ve gümüş takılar bir süre karısı Sophia’nın boynunu süsler.

Tanzimat’tan sonra yetişen Türk aydınlarından biri olan Osman Hamdi Bey’e gelene değin bu yağma Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli bölgelerinde sürüp gider.

Osman Hamdi gerçekte Türk toplumunun özlem duyduğu, kişilikli ve çok yönlü bir aydındır. İlk düzenli kazıları başlatır ve günümüzde bir anıt eser durumuna gelmiş olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni inşa ettirir.

Modern Türk arkeolojisinin temelleri Cumhuriyet döneminde atılır. Atatürk bu alanda da öncüdür. 1931’de Tüek Tarih Kurumu, 1935’te de genç arkeologları yetiştirecek olan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kurulur. Bunu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Arkeoloji Kürsüsü izler. Ahlatlıbel ve Alacahöyük’te ilk kazılar başlatılır; arkeoloji eğitimi için yurt dışına çok sayıda öğrenci gönderilir.

Bugün yurdumuzda 35 kadar kazı ve 20 kadar yüzey araştırması Türk bilim adamlarınca yürütülmektedir (*). Uluslar arası düzeydeki bu çalışmalar Türkiye’nin hemen her bölgesine yayılmıştır.

(*) – 1991 yılına göre

 

Prof. Dr. Veli Sevin

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !