Din

Religion. Din hakkında, bu konuda araştırma yapan kişilerin kabullerinden kaynaklanan pek çok tanım bulunmakta olup herhangi bir kısa din tanımının bu konudaki temel güçlüğü ortadan kaldırıp kaldıramayacağı da şüphelidir. Din, bu inanç ister tabiatüstü ile ilgili ya da idealistik terimlerle ifade edilmiş olsun, görünmeyen bir dünyanın gerçekliğine apaçık veya kesin bir inançla birbirine bağlanan akli, ayinsel sosyal ve ahlaki unsurları açıkça ihtiva eder. Mukayeseli din tarihinde bu unsurlardan birini ya da ötekini, diğerlerinin ister istemez ihmal edilmesi neticesinde, orijinal veya merkezi olarak soyutlama genel bir eğilim haline gelmiştir. Böylece pek çok durumda sonuç ciddi tahrifler şeklinde ortaya çıkmıştır.

Etimolojik tanımların daha az değeri vardır. Cicero, De Natura Deorum’da “dini”. (tekrar okumak veya iyice düşünüp taşınmak) anlamına gelen relegereden; Lactantius da, Divinarum Institutionum Libri VII’de, (sıkıca bağlamak) anlamına gelen religareden türetmiştir.

Modern tanımlar konuya ya ferdi ya da sosyal açıdan yaklaşma eğilimindedir. Ferdi tanımlar arasında Schleirmacher’in “mutlak bağlılık duygusu”; Whitehead’ın, “dahili kısımları temizleyen inanç gücü… sanat (maharet) ve insanın deruni hayatının teorisi… ferdin kendi yalnızlığı ile başardığı şeyler”; Menzies’in, “bir ihtiyaç duygusundan hareketle daha yüce güçlere tapınmak” şeklindeki tanımları sayılabilir. Sosyal tanımlar arasında en iyi bilinen, dine “tamamen kolektif bir şey” adını veren ve bir dini, “kutsal şeylere ilişkin inanç ve uygulamaların birleştirilmiş bir sistemi” olarak tanımlayan Durkheim’inkidir. Üzerinde uzlaşılan, genel kabul görmüş bir tanım, J. B. Pratt’ın, “Din, fert veya toplumların, kendi menfaatleri ve kaderleri üzerinde nihai kontrole sahip olduklarını düşündükleri güç veya güçler karşısındaki gerçek ve sosyal davranışıdır” (The Religious Consciousness, 1921, s.2) şeklindeki tanımıdır.

Dinin tüm karmaşıklığı içerisinde incelenmesi, onun tüm tezahürlerinin hakkını verebilecek tek bir metod veya yaklaşımın asla olmadığını kabul ederek, şu anda yalnız alanın sınırlandırılması yoluyla başarılabilir. Mukayeseli dinin, bileşiği meydana getiren disiplinleri şunlardır:

  1. Farklı dini geleneklerin kesin bir tarihi metotla ele alındığı dinler tarihi.
  2. Dinin toplumsal boyutları üzerinde yoğunlaşan din sosyolojisi.
  3. Bireylerin inançlarının göz önünde bulundurulduğu din psikolojisi.
  4. İlk üç disiplin tarafından sağlanan verileri esas alarak dini fenomeni sistemleştiren din fenomenolojisi.

Felsefe, filoloji, coğrafya, arkeoloji, antropoloji vs.de “yardımcı bilimler” olarak kabul edilebilir. Dinleri bütün olarak karşılaştırma şeklindeki eski düşüncenin artık büyük çapta terk edilmiş olduğu ve yine dinlere tekamülcü bir merdiven üzerinde yer tahsis etme veya sembollerin izafi değeri gibi herhangi bir problemin artık kalmadığı kabul edilmelidir.

Eğer din, nihai değerlere ve süreklilik ve hakikati araştırmaya dair bir insani davranış tarzı olarak kabul edilebilirse, o takdirde belirli ideolojiler de esasen aynı ölçülerde din olarak incelenebilir. Bununla beraber, “gerçek” dini “sahte” dinlerden ayırt ayırmak için uygun bir ölçü bulmanın zorluğundan dolayı bir muhteva içerisinde sahte dinlerden söz etmek doğru değildir. Her durumda araştırmacı, incelenen materyalin nihai değeri konusunda hüküm vermeyi askıya almalıdır. Değer yargılarında bulunmak, farklı metotların zorunlu olduğu teolojinin alanına girmek demektir.

Kaynak: Eric J. Sharpe, “Dinler Tarihinde 50 Anahtar Kavram”, Arasta Yayıncılık.

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !