Embed

Dini Ayin ve Merasim (RİTUAL)

 

Latince “titus (kutsal adet)”’ten gelen ritual (ayin), özellikleri gelenek tarafından belirlenmiş olan herhangi bir davranış şeklini tanımlar. Dinin incelenmesinde ayin, kendisinde duygunun anlam olarak “külte” (Latince cultus, “ibadet”) yakın olan “geleneksel dini davranış veya fiiller” anlamına gelir. Dinde ayinle ilgili unsur, inanç ve imana ait unsurdan kolayca ayırt edilemez. Gerçek şu ki, düzenli olarak icra edilen belirli ayinler belirli temel inançlara delalet eder. Fakat buradan hareketle inancın ayinden önce geldiği veya ayinden daha önemli olduğu sonucuna varmak mümkün değildir. Din tarihinde ayin ve inanç birbiriyle sıkı sıkı irtibatlandırılmış ve bir kural olarak bir inanç, ancak kendisine göre hareket edildiği zaman etkili olmuştur. Bununla beraber bir ayinin tarihi akış içerisinde ortaya çıkış gerekçesi unutulmuş veya ona yeni anlam boyutları yüklenmiş olduğunda da bu ayinin varlığını sürdürmesi mümkündür. Yeni ayinler bazen açık bazen açık olmayan dini muhteva ile sürekli olarak ihdas edilmiştir. Psikolojik olarak ayinler bir grup veya kesimin (gösteri yığınlarının durumunda olduğu gibi) benliğini tespit etmeye ve bir grup ya da kesimi oluşturmaya yardımcı olabilir. Fakat ayinin daha temel fonksiyonu ayinler olmadığı takdirde anlamsız kalacak olan dünyaya bir düzen kazandırmaktır.

Dini ayin, hayat ve ölümün, gündüz ve gecenin birbirini takip etmesi, gök cisimlerinin hareketleri ve mevsimlerin art arda gelişi gibi, bize göre tabii oluşumlar gibi gelen şeylerde açığa vurulan tabiatüstü veya tanrısal bir nizamın varlığını kabul eder. Ayrıca, bu nizamın devamının sadece insanın hayatını tabiatüstü güçlerle doğru ilişkiler içerisinde sürdürmesi halinde sağlanabileceğine ve ayinin bir temel fonksiyonunun mevsimlik veya günlük kutlamalar vasıtasıyla tanrı – insan ilişkisini sürdürmek olduğuna da inanılmıştır. Bu kutlamalar ve özellikle ilkbaharda ve yeni yılda yapılanlar, tanrıların, dünyanın yaratılışı ve sembolik olarak dünyanın yeniden yaratılışı konusu ile ilgili fiillerini anlatmaktan ibaretti. Böylece ayin ve efsane, birbiriyle yakından irtibatlıdır. Aynı şekilde bu kutlamalar; kendileriyle tanrısal fiillerin sembolik olarak tekrar edildiği ve yenilendiği dans, müzik ve dram gibi fiziki fiilleri de ihtiva ederdi. Dini görünüşü içerisinde ayin, aslında içine insanın tamamının dahil edildiği bir dramdır.

Şüphesiz ayinlerin pek çok çeşidi vardır, fakat hepsinde ortak olarak bulunan şey, yapılan şeyin tabiatüstü( mucizevi) bir şekilde açığa vurulan tanrısal nizama yaklaştıracağı inancıdır. Tanrısal nizamın mahiyeti farklı şekillerde anlaşılabilir: O, son derece efsaneleştirilmiş veya hemen hemen tamamıyla dahili, akli ve ruhi olabilir. Fakat bir dini grubun, bir başka grubun ( dini reformasyonda ortak bir özellik ) ayinsel anlatımlarına karşı reaksiyonlarını ayinin bütünüyle bir reddedilişine işaret ediyor olarak yorumlamak yanlış olacaktır. Bir Katolik Ekmek – Şarap Ayini, ayinin bir şeklidir; bir Kuveykır toplantısı da bir diğer şeklidir. Bunların her biri Tanrı ve insan ve bu ikisi arasındaki ilişkiye dair kanaatler manzumesine takabül eder ve kendi başına anlaşılamaz.

Mukayeseli din araştırıcısı bilmelidir ki din, tüm insanı içine alan bir şeydir ve yine bilmelidir ki, inanç ve düşünceler üzerinde yoğunlaşmak dinin sadece bir kısmını incelemek demektir. Ayinin incelenmesi ve onun sanat, müzik ve dram içerisindeki anlatım vasıtaları ( bu konulara doğru yaklaşımın bozulmasının tabii bir sonucu olarak ) çok uzun süreden beri bilim adamları tarafından ciddi olarak ihmal edilmiştir. Bu bütün alan, sadece dinin dünyevileştirilmesi bağlamında olmamak kaydıyla, yeni baştan gözden geçirilmeye ihtiyaç duyar.

Kaynak: “Dinler Tarihinde 50 Anahtar Kavram” Eric J. Sharpe

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !