Embed

Hıristiyanlığın Yayılması

HIRİSTİYANLIĞIN YAYILMASI

Hıristiyanlık, başlangıçta bir “yoksullar hareketi” olmuştur. İlk kilise, bir yoksullar birliği, bir kardeşler topluluğu idi; “yoksul” (ebionim) diye adlandırılırdı ilk Hıristiyanlar.

“Hıristiyanlığın kurulması, halktan gelen insanların şimdiye değin başardıkları en büyük eserdir.” Büyük Fransız düşünürü Ernest Renan’ındır bu söz.

İsa’nın öğretisini, onun ölümünden sonra, Çömezler( Havariler ) yayar. Dinin dayandığı esasları içeren kutsal metinlerin yazılması da İsa’dan sonra olur.

Bu çömezler içinde özellikle Aziz Paulus, çok önemli bir yer tutar. Yahudiliği, Mithra dinini ve o zamanın İskenderiye’sinde egemen inanışlarla ilgili birçok düşünceleri ve anlatımları Hıristiyanlığa sokan o olmuştur. İsa’nın, Tanrı Osiris gibi, yeniden dirilmek ve insanlara ölümsüzlük vermek üzere ölen bir Tanrı olduğu inancını aşılayan da o. Dinin tutulması ve yayılmasındaki hizmeti ne denli büyük olursa olsun “Tanrı – İsa” ile “İnsanlığın babası olan Tanrı” arasındaki hısımlık konusunda karışık ilahiyat kavgalarına yol açan da yine Aziz Paulus olmuştur. Kısacası, hayli azizlikler etmiştir Hıristiyanlığa Aziz Paulus.

İsa’dan sonraki iki yüzyıl boyunca, Hıristiyan dini, Roma İmparatorluğu’nda durmadan yayılıyor.

Yenin dinin Filistin’den çıkarak Roma İmparatorluğu’nda hızla yayılmasında, taşıdığı düşünceler kadar – belki onlardan da çok – O zamanın Roma’sındaki sosyal gerçekliğin büyük payı vardır. Roma Devleti’nde düzene, kanunlara ve teamüllere olan o eski güvenden eser kalmamıştı. Bir yanda kölelik, zulüm ve korku, öte yandan israf, ihtişam ve sefahat hüküm sürüyordu. Bir huzur özlem,i içinde idiler ezilen yığınlar. Onları yeni dinin, yani Hıristiyanlığın kollarına atan başta bu sosyal koşullardı.

Ve Hıristiyanlık da bu zavallılara aradıkları huzuru verebilecek bir içerikte idi. Bütün öteki dinlerden daha fazla.

Roma İmparatorlarının bu yeni dine karşı takındıkları tavır, düşmanlıkla hoşgörü arasında değişmiştir. İsa’dan sonraki 2. Ve 3. Yüzyıllarda, bu yeni inanışı ortadan kaldırma yolunda girişimler olmuş ve sonuçta İmparator Diocletianus zamanında açıkça zulmedilmiştir Hıristiyanlara. Ne var ki, onları yıldırmamıştır bu zulümler. 317 yılında da Büyük Constantinus Hıristiyanlığı kabul etmiş ve böylece yeni din, İmparatorluğun resmi dini olmuştur.

Batı Roma İmparatorluğu barbarların darbeleriyle yıkıldıktan sonra, Roma’daki Katolik Kilisesi, uzun yüzyıllar kendisini Roma devletimin mirasçısı olarak görecek ve gösterecektir.

 

Kaynak: Server Tanilli, Uygarlık Tarihi, Cumhuriyet Kitapları.

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu    

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !