Embed

İsa ve Öğretisi

Hıristiyanlık, Doğu mistisizminin, Yahudi mesihciliğinin, Yunan düşüncesinin ve Roma evrenselciliğinin “kavşak noktasında” ortaya çıktı.

Doğduğu yer, böylesine etkilerin odaklaştığı bir yer.

Hıristiyanlığın kurucusu İsa, İlk Roma İmparatoru Augustus zamanında, Filistin’de dünyaya geldi. Ve orada vaazda bulundu. Kurduğu din, kendisinden çok sonra, Roma İmparatorluğunun resmi dini haline gelmiş ve sonuçta tüm Batı dünyasının egemen dini olmuştur.

İsa’nın öğretisinin temeli şu: Tanrı, şefkati bütün evreni kapsayan bir Baba’dır. Ve yeryüzünde “Tanrı’nın saltanatı” hüküm sürecektir günün birinde.

İsa’nın öğretisinin temeli olan “Tanrı saltanatı” düşüncesi için “insan düşüncesini harekete geçiren ve kafasını değiştiren en büyük ihtilal doktrinlerinden biridir” der, İngiliz tarihçisi Wells.

İsa, Tanrı’nın evreni kavrayan babalığı adına, neye karşı çıkıyor ve ne getiriyordu?

Ne idi içeriği “İsa’nın ihtilalciliği”nin?

  • Önce, zamanının dar milliyet inancına karşı çıkıyordu İsa.

İsa’dan önce  Yahudiler, evrenin biricik tanrısı olan “Yehova”nın bir adalet tanrısı olduğuna inanıyorlardı. Ancak Yehova, kendisiyle pazarlık da edilebilen bir Tanrı idi. Nitekim bu Tanrı, İbrahim Peygamber’le pazarlık ederek, Yahudileri yeryüzünde “egemen bir ırk” haline getireceğine söz vermiştir. Oysa, İsa’ya göre, Tanrı’yla pazarlık olmaz. Ve gelecekteki Tanrı saltanatında ayrıcalıklı ırk, ayrıcalıklı insanlar yoktur. Bütün insanlar kardeş ve birbirine eşittirler. Tüm insanlar bu ilahi Baba’nın evlatlarıdır.

Günahkarları da içinde olmak üzere,

  • İsa, zamanının dar aile bağlarına da karşı çıkıyordu.

Yahudiler, aile bağları çok güçlü olan bir kavimdi. İsa’nın aşıladığı büyük Tanrı sevgisi, onların dar ve sınırlayıcı olan aile kurumunu parçalayacaktı. Tanrı saltanatı, İsa’nın arkasından gidenlerden oluşacak büyük bir aile topluluğu olacaktır.

Şöyle diyordu İsa: “Göklerde olan Babamın iradesine kim uyarsa, benim kardeşim, kız kardeşim ve anam olur.”

  • İsa zamanının iktisadi düzenine, zenginliğine ve kişisel ayrıcalıklarına da

karşı çıkıyordu.

Mademki bütün insanlar Tanrı Ülkesi’nin uyruklarıydı; o halde varları yokları da bu ülkenindi. Her insan için doğru yol, biricik doğru yol, olanca varlığı ile Tanrı’ya hizmet etmektir. İsa, tekrar ve tekrar, özel servetleri ve bütünüyle Tanrı’ya adanmamış yaşamları kötüler: “Zenginin Tanrı ülkesine girmesi devenin iğne deliğinden geçmesinden daha güç olacaktır” sözü onundur.

- Son olarak, İsa, zamanındaki yerleşik dine bağlı kimselerin çıkarlara dayanan sahte dürüstlüklerine de tahammül edemiyordu. Gösterdiği kızgınlığın büyük bir kısmı da o zamanki din adamlarının, din kurallarıyla ilgili biçimciliklerine karşıdır.

Özetle, İsa’nın vaat ettiği göz kamaştırıcı ülkede, ne mülkiyet, ne ayrıcalık, ne gurur, ne üstlük- altlık olacaktı.

Sevgiden başka ödül bulunmayacaktı orada.

Bütün bunlarla, İsa, içinde yaşadığı toplumun düzen ve inançlarına karşı çıkıyordu. O düzenden yararlananlar da ona karşı çıktılar ve “garip bir yönetim kurmaya yeltenmekle” suçladılar.

Ve çarmıha gerdiler.

Adet yerini bulsun diye yargılamayı da unutmadılar doğallıkla.

 

Kaynak: Server Tanilli, “Uygarlık Tarihi”

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu

  

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !