Kürdistan, Küresel Dengeler ve Ortadoğu

Kürt kökenli vatandaşların ayrı devlet isteyen bir bölümü, biraz da “mecbur oldukları için bunu yapmak istiyorlar”. Çünkü “dış destek, bu koşulla veriliyor”.


Kuzey Irak’ta fiilen başlatılan, Güneydoğu’da altyapısı hazırlanmakta olan, yarın Suriye, İran ve Azerbaycan’a uzatılmak istenen Kürdistan projesi, küresel ve bölgesel güçler açısından, iki temel gereksinimden kaynaklanmaktadır:


1) İsrail’in güvenliğinin sağlanması,


2) Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ın yeniden yapılandırılması. Irak’ta yolun yarısı geçildi; Türkiye’de altyapının hazırlanması konusunda önemli adımlar atıldı. İran ve Suriye ayakları şimdilik yarına bırakılmış durumda.
 

İsrail’in güvenliği


İsrail ABD’nin bölgedeki tek stratejik ortağıdır. ABD’nin ekonomik ve kültürel yapısı bunu doğrular. Yüz yıllık yakın geçmişlerinde et ve tırnak gibi bu bütünleşmeyi sağlamışlardır.


1990 sonrasında bölgedeki yeni Batı politikaları, İsrail’in daha aktif bir biçimde devreye girmesine yol açmıştır. Çünkü BOP uygulanmaya başlanmıştır.


İran’ın bölgedeki etkinliğinin artması ve nükleer alanda yeni projeleri geliştirme girişimleri, İsrail’in Kürdistan kalkanına gereksinim duymasına neden oluyor. ABD, İngiltere ve İsrail’in kontrolündeki bir Kürdistan yalnız İran’a karşı değil Araplara karşı da olağanüstü bir koruma kalkanı konumunda olacaktır. 1990 öncesinde Türkiye ile İsrail arasında yoğun bir işbirliği vardı. Hatta, ABD ve İsrail arasında olduğu gibi Türkiye ile İsrail (ve Yahudiler) arasında, kökü 16. yüzyıla dayanan bir yakınlık ve bütünleşme söz konusudur. Ayrıca Cumhuriyet döneminde özellikle 1950’li yıllardan itibaren Türkiye’deki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Yahudiler iş hayatında önemli roller üstlenmeye başladılar ve büyük başarılara imza attılar. Ancak 1990 sonrasında Erbakan hükümetleri ile devam eden süreçte Türkiye’deki İslami yapılanmalar, antisemitist oluşumların güçlenmesine yol açtı. AKP iktidarı bugün, bir yandan ABD (ve Batı) ile yakın işbirliği yürütürken, öte yandan tabanın tepkileri arasında kalmış durumdadır. Mavi Marmara olayı bunun dönüm noktalarından birisidir. Türkiye’yi ilerde kaybetme olasılığına karşı İsrail, onun yerine Kürdistan’ı koymak isteyebilir. Bölgedeki Amerika yandaşı Arap devletleri bile Yahudi düşmanlığı çizgisindedirler. İsrail’in aynı olasılığı, uzun vadede Türkiye için de düşünebilmesi söz konusudur.


Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması gereksinimi


Ortadoğu’daki petrol ve doğalgaz rezervlerinin en az 35 yıl daha stratejik önemini koruyacak olması ABD ve AB’yi bölgeyi denetim altında tutmaya zorluyor. Çin, Rusya ve Hindistan’ın yükselen küresel etkilerinin hızının azaltılması için Ortadoğu’nun Batı’nın denetiminde bulunması zorunluluğunu hissediyorlar. Burada, Kürdistan ön plana çıkıyor. Arabi, Farsi ve Türki bölgesel güçlerin potansiyel risklerinin dengelenmesi için ABD, AB ve İsrail’e bağımlı bir Kürdistan, hayati bir önem taşımaktadır.


Üstelik Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Azerbaycan hattında, Batı’ya bağımlı bir Kürdistan, küresel dengeleri etkileyebilecek önemli bir kozdur.


Sorun, Türkiye başta olmak üzere bu oluşumun nasıl kabul ettirilebileceğine dayanmaktadır.
Irak’ta sorun, güç kullanılarak halledildi ve Kuzey Irak ayrıştırıldı.


Türkiye’de altyapı oldukça özgür bir ortam içinde yumuşak geçişle halledilmeye çalışılıyor.
Kuzey Irak-Güneydoğu ekseni sağlandıktan sonra oluşum, daha sonra Suriye, İran ve Azerbaycan’a uzatılabilecek.


Türkiye’de iktidarlar, siyasal partiler, bürokrasi, üniversiteler, medya ve askerler bu gerçeği görüyorlar ama büyük ölçüde gerçeklerle yüzleşmek istemiyorlar.


Hepsi de kendine göre, kendi çıkarlarına göre “küresel talepler karşısında tutum belirlemeye çalışıyorlar”.


- Taleplere uymak


- Direnmeye çalışmak


- Görmemezlikten gelmek


başlıca eğilimler olarak ortaya çıkıyor.


Katılımcı demokrasinin yerleşmiş olmamasından dolayı asgari müştereklerde birleşme ortamı yaratılamıyor. Buna bağlı olarak da bir devlet politikası belirleme olanağı bulunamıyor.


Halen iç ve dış dinamiklerle belirli bir süreç başlatılmıştır. Bu sürecin nasıl sonuçlanacağı Türkiye’deki demokratik gelişmelere bağlı olmakla birlikte, önümüzdeki yıllarda İran başta olmak üzere, ilgili komşu ülkelerle Ankara arasında ortaya çıkacak ilişkilerin niteliği, Kürdistan projesinin sonucunu belirleyecektir.


www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisaliü
(Erol Manisalı; Cumhuriyet, 27.12.2010)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !