Embed

NYSA (Sultanhisar)

Aydın – Denizli karayolunun Aydın’dan sonra 30 kilometresinden kuzeye Sultanhisar’a ayrılan yol takip edildiğinde 4 km.lik bir bağlantı ile Nysa harabelerine ulaşılır.

Nysa hakkında geniş bilgiyi, öğrenimini ve yaşamının büyük bir kısmını burada geçiren Antik çağın ünlü coğrafyacısı Amasyalı Strabon’dan almaktayız. Onun belirttiğine göre Ispartalı Athymbros tarafından kurulup Athymbra ismi ile tanınan eski bir yerleşme yerinin üstüne, kalıntıları bugün görülen şehir I. Antiokhos tarafından yeniden kurulmuş ve eşinin ismine izafeten de Nysa adını almıştır. Nitekim şehrin eski isminin Seleukos ve Antiokhos’un gönderdikleri mektupta Athymbrianoi şeklinde kullanılışı ve daha sonraki belgeler M.Ö. 200’e kadar bu ismin yaşadığını gösterir.

Strabon’un verdiği bilgiler haricinde hakkında fazla bir şey bilmediğimiz Nysa, kalıntı yönünden de özellikle Roma çağındaki yapılar dikkate alındığında tabiatın hışmına fazla uğramış kentlerden biri olarak karşımıza çıkar.

Strabon şehrin iki kısımdan meydana geldiğini yazmaktadır ve bu husus günümüzdeki durumla da büyük ölçüde uyuşmaktadır. Şehri ikiye bölen ve oldukça derin bir vadi oluşturan sel yatağının batısında Sultanhisar’dan Nysa’ya gelindiğinde ilk karşılaşılan yapı kalıntısı gymnasiona aittir. Kalıntılarının mimari özelliklerine göre Geç Roma çağında yapılmış olan gymnasionun kuzeyinde büyük bir Bizans yapısının kalıntısı mevcuttur. Bu yapıdan kuzeye doğru ilerlendiğinde iki katlı olduğu anlaşılan ve Ephesos’taki Celsus kütüphanesinden sonra en iyi korunmuş kütüphane olarak sayılabilecek Nysa kütüphanesine ulaşılır Papirus rulolardan meydana gelen kitaplar kütüphanenin duvarları içindeki nişlerde saklanmaktaydı ve buradan alınarak yararlanılmaktaydı.

 

Kütüphanenin kuzeyinde, Strabon’un da işaret ettiği tünel ve aşağıda zikredilecek köprü vasıtasıyla tiyatronun bulunduğu yere ulaşılır. Son yıllarda temizlenerek ortaya çıkarılan Nysa tiyatrosu doğal meyile yerleştirilmiştir. Skenesine ait izler önce bulunamadığı için sahne binasının ahşap olduğu zannedilen, ancak daha sonraki araştırmalarla mevcudiyeti anlaşılan tiyatro Hellenistik devirde yapılmış ve Roma devrinde tadil görmüş olmalıdır. 23 oturma sıralı ve tek diazomalı tiyatronun kuzeyinde şehrin su ihtiyacının karşılandığı su depolarından biri bulunmaktadır.

Şehrin üzerinde yer aldığı kayalık platoyu derin vadiler halinde kuzey – güney doğrultusunda bölen sel yataklarından biri üzerinde, yukarda zikredilen yapıların bulunduğu kısmın doğusundaki vadi içinde tonozlar ve kanallar yapılarak inşa edilmiş stadion yer almaktaydı. Büyük bir mühendislik örneği olarak sayılabilecek, sel yatağı üzerine yapılmış bu stadion şekil olarak Aphrodisias’takine benzemektedir. Asırlar boyunca sel sularının tahribi ile bugün görünür kalıntısı güçlükle seçilebilen stadion Roma devrinde inşa edilmiştir.

Stadionun hemen güneyinde sel yatağının iki tarafını birleştiren Roma devri köprüsünün izleri seçilebilir. Benzer bir köprü ise tiyatronun yakınında tünelin üzerinde bulunmaktadır. Bu da önceki gibi oldukça harap durumdadır.

Sel yatağının doğusundaki plato üzerinde Nysa’nın en iyi korunmuş yapısı olan odeon veya bouleuterion yer alır. Strabon’un gerontikon diye bahsettiği bina muhtemelen bouleuterionun daha önceki devirdeki şeklidir veya bouleuterion gerontikonun üzerine yapılmıştır. Mimari süslemesine göre M.S. II. Asrın ikinci yarısında yapılmış olan bouleuterionun doğusundaagora bulunmaktadır. Dört yandan portiko ile çevrili agoranın bazı sütunları dor düzeninde olduğu halde diğer mimari elemanlarının değişik stillerde yapılmış olması agoranın muhtelif devirlerde onarım ve tadil gördüğüne işaret eder.

Agora ile stadion arasındaki diğer bir geç devir yapısı ise hamam olarak tanımlanmaktadır. Bazı salonlarının tonozlu örtüye sahip oluşu, duvarlarda heykeller için nişlerin bulunması bu düşünceye sebep olan belgelerdir.

Nysa’yı çevreleyen Hellenistik devir suruna ait kalıntıya rastlamıyoruz. Yer yer Bizans döneminden kalma sur izi görülebilmektedir.

 

Şehrin nekropolü, batıda ufak bir yerleşme yeri olan Akharaka yolu üzerinde bulunmaktadır. Mezarlar iki katlı, tonozlu ve devamlı bir cephe oluşturacak şekilde yapılmışlardır. Karşıdan bakıldığında iki katlı arkaddan oluşan uzun bir yapı izlenimi verirler. Mezar odalarında genellikle lahit bulunmaktadır.

Kazı yapılmamıştır. Yalnız tiyatrosu ve bouleuterionu İzmir müzesince temizlenerek ortaya çıkarılmıştır.

 

Kaynak: “Arkeoloji”, Prof. Dr. Cevdet Batburtluoğlu, T.C. Kültür ve Turizm Bak. Yay.

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !