Osmanlı Dönemi Türk Minyatür Sanatı

Osmanlı minyatürcüleri de, Selçuklu ve İranlı ressamların kullandığı tekniği sürdürmüştür. Buna göre, resim yapılacak kağıtlar, üstlerine zamk – ı Arabi adı verilen bir tür bitkisel tutkalda eritilmiş beyaz üstübeç sürülerek hazırlanır. Renklere belli bir parlaklık kazandırmak amacıyla, bu katmanın üstüne ince bir altın yaldız katmanı geçirildiği de olmaktadır. Minyatür daha sonra bunun üstüne çizilir ve boyanır.

Minyatür sanatçılarına nakkaş ya da musavvir adları verilir. Bunlar saraya bağlı olan, hem atölye, hem de okul işlevi gören nakkaşhanede yetişirler ve nakkaşbaşının yönetiminde çalışırlardı. El yazması kitapların resimlendirilmesinde kullanılan minyatürler çoğu kez, bir toplu çalışma ürünüdür. Bir minyatürün çizeni, boyayanı, yazılarını yazanı başka kişiler olabilir ve bunların sayısı yirmi beşe kadar çıkabilir. Minyatürlerde yer alan kişilerin düzenleniş ve yerleştirilişlerine meclis, bunu yapan ressamlara da meclisnüvis adı verilir. Tarrahlar da duvar ve tavan nakışlarıyla, süslemelerini, bahçe tarhlarını çizen sanatçılardır. Minyatür ve süsleri boyayanlara renkzen denilmiştir. Tezhipçiler, yazıların ve minyatürlerin çevresindeki alanlara süslemeler yaparlar. Bir de duvar nakkaşı denilen ressamlar vardır, bunlar duvarlara resim ve süsleme yapan sanatçılardır. Kalemkâr diye de adlandırıldıklarından yapıtlarına kalemkâr işi denir.

Minyatür tablo gibi duvara asılıp, seyredilen bir resim türü değildir. Kitap resmidir. Yazılı bir metne bağlı olarak anlam kazanır.

Minyatür sanatında bütün dönemlerde insan figürü kullanıldığı gibi, Osmanlı minyatürlerinde portre özelliği taşıyan örneklerde sık görülür.

Topkapı Sarayı Müzesinde 20 bin dolayında minyatür bulunmaktadır.

Kaynak: “Anadolu Halk Kültüründe Resim, Heykel ve Müziğin Yeri, Önemi” Nurdane Özdemir 

Bağımsız Rehberler Platformu

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !