Spartacus ve Köle İsyanları

 

Köle ayaklanmalarının ilki, Spartacus’un önderliğinde yapılanı olmadığı gibi, sonuncusu da değildir. Ancak en etkilisi ve Roma tarihinde en çok iz bırakanı olduğu için, “köle ayaklanmaları” denilince akla hemen Spartacus olayı gelir.

Tarihin bize ulaştırdığı ilk köle ayaklanması, İ.Ö. 187 yılında Apulie’de patlak vermişti.(1) Ayaklanma çok çabuk ve kanlı bir biçimde bastırıldı; yedi bin köle çarmıha gerildi. Bunun ardından iki yeni ayaklanma daha oldu. Bunlardan birincisi, İ.Ö. 134 – 132 yılları arasında Sicilya adasında, ikincisi de İ.Ö. 104 – 101 yılları arasında yine aynı yerde meydana geldi.

Verimli bir ada olan Sicilya’nın toprakları köleler tarafından işletiliyordu. Devlet toprakları Latifundia adı verilen büyük çiftlikler halindeydiler. Çiftliklerde büyük buğday tarlaları, zeytinlikler ve koyun yetiştirmeye elverişli otlaklar vardı. Bu işleri görmek için köle orduları besleniyor ve emekleriyle Sicilya adasını Roma İmparatorluğunun bir yiyecek ambarı durumuna getiriyorlardı. Ayaklanma 134 yılında çıktı ve kısa bir süre içinde genişleyip savaş halini aldı.

Ayaklananların başında, Suriyeli Ennus’la Makedonyalı Clêon bulunuyordu. Sicilya adasındaki kölelerden 70 bin kişilik bir ordu kurmuşlardı. Bu orduyla bütün adayı ele geçirmeleri zor olmadı. Yıllarca, Romalıların gönderdikleri ordularla çarpıştılar. Ne var ki sonunda, Roma ordusunun savaş gücünün yüksekliği yanında, yeterli yiyecek bulamamaktan ötürü yenilmekten kurtulamadılar. Ayaklananlardan 20 bin köle çarmıha gerilerek öldürüldü.

İkinci Sicilya ayaklanması ise İ.Ö.  104 – 101 yılları arasında bir rastlantı sonucu yine Suriyeli ve Makedonyalı iki kölenin önderliğinde çıkmıştı. Romalılar, bu ayaklanmayı önder durumundaki Suriyeli Salvius ve Makedonyalı Arthênion’un savaş alanında öldürülmeleriyle bastırabildiler.

Birinci Sicilya ayaklanması sırasında, Anadolu’da da toprak sahipleri, kölelerle birlikte Roma emperyalizmine karşı ayaklanmışlardı. İ.Ö. 133 yılında, Roma egemenliği altına girmiş olan Bergama kralı III. Attalos öldü. Romalılar, Kral Attalos’un bir vasiyetname ile Bergama Krallığını kendilerine bıraktığını ileri sürünce, Aritonicos adlı biri, üvey kardeşi Attalos’la birlikte Romalılara karşı ayaklandı. O dönemde, Bergama tam bir demokrasi ile yönetilmekteydi. Bütün halk, yerli ya da yabancı olsun oy hakkına sahipti. Yönetime katılmak için, varlıklı olmak gerekli değildi. Aristonicos, İzmir’le Pdocêe  arasında küçük bir kıyı kenti olanLeuca ’da(1) oturuyordu.Birkaç şehir ayaklananlara katıldı. Buna karşılık, Efes gibi büyük şehirler Romalıları tutuyordu. Çıkan savaşta Aristonicos yenildi. Yeniden bir ordu toplayabilmek için kendisini “Kölelerin Kurtarıcısı” ilan etti ve onları da bağımsızlıklarına kavuşmaları için Romalılara karşı savaşa çağırdı. Köleler bu çağrıya uyarak topluca Aristonicos’a katılmışlardı. Aristonicos’un “Güneş Devleti” böylece kurulmuş oldu.

Bağımsızlıklarına kavuşan köleler, kısa süre içinde ülkenin yönetimini ellerine aldılar. Ancak Romalılar, kendilerine verilmiş olduğunu ileri sürdükleri Bergama’yı ellerinden kaçırmamak için, bir Kosül’ün komutasında ordu göndermişlerdi. Savaş İ.Ö. 129 yılına kadar sürdü. Sonunda, Aristonicos ve köleler, Roma ordusu karşısında yenilgiye uğradılar. Aristonicos Roma’ya götürüldü ve orada işkence edilerek öldürüldü.

Aristonicos’tan 56 yıl sonra, İ.Ö. 73’te Spartacus’un önderliğindeki köle ayaklanması başlamıştı. Spartacus’ün 73 yılına kadarolan hayatı hakkında bildiklerimiz çok azdır. Trakyalı bir göçebe ailenin çocuğuydu. Roma’ya savaş tutsağı olarak getirilmiş ve satılmıştı. Dha sonra bir yolunu bulup kendisini satın alan kimsenin yanından kaçmış, kiralık asker olmuştu. Fakat bu da onu kölelikten kurtaramadı. Günün birinde Spartacus kendini Capou’daki bir gladyatör okulunda buldu. Okulda onunla birlikte çoğunluğu Trakyalı ve Galyalı ikiyüze yakın köle bulunuyordu. Hepsi de, ilk fırsatta kaçacak özgürlüğe kavuşmak için tasarılar kuruyorlardı. Ancak kaçmaya hazırlandıkları anlaşılmıştı. Fakat Spartacus ve 73 arkadaşı yine de kaçmayı başarabildi. Zaten kaçmasalar bile, eninde sonunda bir gün arenada ölmeyecekler miydi?

Arkalarından gönderilen askerleri, yolda rastladıkları silah yüklü bir arabadan ele geçirdikleri silahlarla yendiler. Bu başarıları kısa sürede duyulmuş ve sayıları 200’e yükselmişti. İlk hedefleri “toprak sahipleri” idi. Onlarla amansızca savaştılar. Roma İmparatorluğu için bu 200 kişi, bir soyguncu çetesinden başka bir şey değildi. Üzerlerine Roma Yüksek Yargıcı Claudius yönetiminde üç bin kişilik bir kuvvet gönderildi. Spartacus, o sıralarda durgun olan Vezüv yanardağının tepesine çekildi, üstüne gelenleri kılıçtan geçirdi. Romalı askerlerin bütün araç ve gereçleriyle silahları Spartacus ve arkadaşlarının eline geçti.

Spartacus’ün ünü artık bütün İtalya’ya yayılıyor, kölelerin, yoksulların ve tüm ezilenlerin tek umudu haline geliyordu. Spartacus onları, Roma İmparatorluğuna karşı kurtuluş savaşına çağırdı. Ülkenin dört bir yanından gelenlerle Spartacus, karşı konulmaz bir ordu kurmuştu.

Roma Yüksek Yargıcı Claudius Pulcher’in yenilgisi Roma’da şaşkınlık ölçüsünde kızgınlık da yaratmıştı. Hemen on bin kişilik bir ordu kurularak Spartacus’ün üzerine gönderildi. Spartacus, tedbirli davranarak Romalılarla meydan savaşına girmek istemedi. Onların bu tür bir savaşta kendilerini yeneceklerini biliyordu. Ordusundaki bazı komutanlarla, Galyalı köleler, onun bu davranışını korkaklığına yormuşlardı. Üç bin Galyalı Spartacus’ü dinlemeden saldırıya geçti. Fakat kısa bir süre sonra da düzenli Roma ordusu karşısında yenildiler. Bundan sonra, onun doğru düşündüğünü görenler, kendilerinin yanıldığını anlayarak Spartacus’e baş eğdiler ve buyruklarını yerine getirdiler.

Spartacus, önce küçük yıpratma savaşları yaptıktan sonra Roma ordusunun üzerine saldırdı ve onları yendi. Artık bütün Güney İtalya kölelerin eline geçmişti.

Köleler ordusu başarısını gürültülü biçimde kutlarken, Spartacus kazandıkları savaşın gerçekte küçük bir ön savaş olduğunu, Roma’nın gücünü sarsmaktan çok uzak bulunduğunu biliyordu. Güney İtalya’daki köleler, özgürlüklerine kavuşmuşlardı, Spartacus, İspanya’da ve aşağı Tuna bölgesinde savaşmakta olan Roma’nın ünlü kumandanlarıPompeus ile Lucullus’un tümenleri gelmeden önce,eyleme geçerek Kuzey İtalya’ya ilerlemek ve oradaki köleleri de kurtarmak istiyordu. Ama ordusundaki kumandanlar onun bu düşüncesine karşı çıktılar. Sonunda ordu ikiye ayrıldı:  Crixius’un komutasında bulunan Galyalılar ve Germenler, Roma’ya yürümek istiyorlardı. Trakyalılarla İtaliotelar da Spartacus’ün Kuzey İtalya’ya saldırmak düşüncesine katılıyorlardı.

Bu arada Roma, köleler ordusuna karşı koymak için büyük bir hazırlık içindeydi. Spartacus ve ordusuna karşı duyulan küçümseme, şimdi yerini korkuya bırakmıştı. Güney İtalya’ya üç ordu gönderildi. Bunların ikisine Roma imparatorluğunun ileri gelen yöneticilerinden birer Konsül, üçüncüsüne ise, Roma Yüksek Yargıçlarından birisi komuta ediyordu. Yaklaşmakta olan bu tehlike karşısında Spartacus ile Crixius geçici bir uzlaşmaya vardılar. Spartacus 40 bin, Crixius da 30 bin kişiyle, birbirlerinden bağımsız olarak Apulie bölgesine girdiler.

Crixius karşısına çıkan Roma Yüksek Yargıcı komutasındaki orduyu bozguna uğratmış fakat zafer kazandığını sanarak peşlerini bırakmıştı. Ertesi gün, kendisine çeki düzen veren bozguna uğramış Roma ordusu, Yüksek Yargıç komutasında saldırıya geçti. Onların saldırabileceğini düşünmemiş olan Crixius avlanmıştı. Roma ordusu tam 20 bin köleyi kılıçtan geçirmiş, kesin bir başarı elde etmişti. Crixius da ölenler arasındaydı. Geri kalan 10 bin köle zorlukla Spartacus’ün yanına varabildiler.

Köle ordusu böylece birleşip 50 bin kişilik bir güç haline gelince, Roma ordusu da kuruluşunda bir değişiklik yaptı. Yüksek Yargıç komutasındaki birlikler, başında Konsüllerden birinin bulunduğu orduyla birleşti. Spartacus,  on bin kişiyle Roma ordularından birini oyalarken, elindeki 40 bin kişiyle öteki orduya saldırdı. Kolay ve kesin bir başarı kazanmıştı. Hiç vakit geçirmeden birliklerini yeniden düzenleyerek, öbür ordunun üzerine yürüdü. Oyalama amacıyla bıraktığı on bin kişiyle de birleşerek yaptığı saldırı sonunda, yalnız savaşı kazanmakla kalmamış, Roma ordusunun bütün ağırlığını ele geçirmiş, çok sayıda da tutsak almıştı.

Hızla Kuzey İtalya’ya doğru ilerledi. Roma’nın acele olarak topladığı kuvvetleri de yendikten sonra, Modena bölgesine girdi. Burada, Crixius’un gömülmesi dolayısıyla düzenlenen büyük ve parlak bir törende 300 Romalı tutsak, gladyatörler gibi dövüştürüldüler. Bu kanlı ve vahşi oyunda yerler değişmişti; şimdi Romalılar köleler gibi dövüşüyor, kölelerse Romalılar gibi seyrediyorlardı. Üç yüz Romalının birer gladyatör gibi kölelerin önünde, ölünceye kadar dövüştürülmeleri haberi, Roma için hakaretlerin en büyüğü olmuştu.

Spartacus, birkaç ay sonra yeniden Güney’e indi. Elde ettikleriyle yetinmişe benziyordu. Fakat onun Roma’ya yürüyeceği sanıldığından, önünü kesmek için karşısına yeni bir ordu daha çıkarıldı.Picêen yakınlarında büyük bir savaş oldu. Spartacus bu orduyu da yendi. Roma korku içinde, Spartacus’ün gelmesini bekliyordu. Fakat o, şehrin önünden geçerek, ordusunu Güney İtalya’ya götürdü. Thurium şehrini lele geçirerek, kendisine başkent yaptı ve serbest liman ilan etti.

Bazı belirtilerden anlaşıldığına göre, Spartacus bütün Güney İtalya’yı ele geçirerek, Lycurgue Isparta’sını örnek alan bir devlet kurmak istiyordu. Thurium’da altın ve gümüş kullanılmasını, biriktirilmesini ve yüksek fiyatla mal satılmasını yasakladı.

Spartacus kurduğu devletin işleriyle uğraşırken, Romalılar bu arada çok iyi yetiştirilmiş bir orduyu, Yüksek Yargıçlardan Crassus yönetiminde Güney İtalya’ya yolladılar. Crassus askerlik bilgisi çok iyi bir komutandı. Buna rağmen Romalılar, ilk saldırılarında pek olumlu bir sonuç alamadılar. Talih ancak, Spartacus’ün ordusunda ikilik çıktıktan sonra Roma ordusunun yüzüne güldü. Galyalılar, her zamanki gibi başlarına buyruk davranmaya, yanlış hareketlerle Spartacus’ün durumunu güçleştirmeye başlamışlardı. Buna rağmen, Spartacus birkaç küçük başarı daha kazandıysa da, sonunda üstün Roma birlikleri karşısında İ.Ö.71 yılında yenilmekten kurtulamadı. Savaş öylesine kanlı olmuştu ki, çarpışmalar sırasında ağır yaralanıp ölen Spartacus’ün cesedi tanınmayacak duruma gelmişti.

Crassus altı binden fazla köleyi çarmıha gerdirterek öldürttü. Oysa, o sırada Spartacus’ün elinde tutsak olarak bulunan üç bin Romalının kıllarına bile dokunulmamıştı.

Roma’yı yıllarca korku içinde bırakan Spartacus ayaklanması böylece son ermiş oldu. Romalı tarihçiler ondan “Tehlikeli ve barbar bir devrimciydi. Köle yığınlarıyla az daha Roma’yı ezecekti” diye söz ettiler.Plutarque ise hiç olmazsa şu satırları yazmak erdemini gösterebildi: “ Güçlü, zeki, ağır başlı, üstün yetenekli… Barbar olmaktan çok Helen olmaya layık bir insan…”

Kaynak: “Suikastlar ve Ayaklanmalar Tarihi” Milliyet Yayınları, yazı kurulu başkanları: Nurdoğan Taçalan ve Turgut Etingü

Bağımsız Rehberler Platformu  

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !