Tapınak

İlkel çağlarda tanrının evi olarak yorumlanıp, içinde tanrı simgesinin korunmasını amaçlayarak inşa edilen bir yapı tipi. Magaron tapınakların öncüsü olmuştur. Kesin bir kural olmamakla birlikte tapınaklar ön yüzleri doğuya bakarak, çoğunlukla doğudan batıya yönlendirilirdi. Sunak da genellikle tapınağın doğusunda yer alırdı. Antik bir tapınakta temel unsur naos (cella)’tur. Yunan dininin odak noktasını çeşitli tanrılar oluşturuyordu. Klasik Yunan tapınak mimarlığı bu özelliği vurgulayan yapılar yarattı. Tanrı heykeli, sağır duvarlarla çevrili bir iç oda olan cellada durur, tapınağın dışında (genellikle doğu ucunda) çoğu zaman üstü örtülü bir sunak bulunurdu. Yunan tapınaklarının çoğu mermerden ya da başka taşlardan inşa edilirdi. Zengin kabartmalarla bezenir, çeşitli renklerle boyanırdı. Genellikle basamakları bir su basman (stylobat) üstünde yükselen tapınağın çevresini çeşitli üsluplardan birine göre düzenlenmiş sütunlar sarar, bunlar yapıyı örten beşik çatıyı taşırdı. Yunan tapınaklarının gerek biçimi, gerekse de bezemesi Roma mimarlığı üzerinde büyük etki yaptı. M.Ö. 3. Ve 2. Yüzyıllarda Roma tapınaklarında Yunan bezeme üslubu kullanılıyordu, ama sunak yapının içine alınmıştı. Bu tapınaklar büyük forumların merkezi olacak biçimde yapılıyordu. Çeşitli üsluplardaki sütunlar bir süre sonra yapının duvarlarına bitişti. Dikdörtgen planlı olanların yanı sıra daire planlı tapınaklar da yapılmaya başladı.

Sütun yerleşmesine göre tapınak plan tipleri:

Henostyl in antis: Ante duvarları arasında tek sütun bulunan antik tapınak tipi. Arkaik Dönemde ve çok seyrek rastlanır.

Templum in antis: Megaron planında ve ön giriş bölümünün  yan duvarlarını sınırlandıran anteler arasında iki sütunun yer aldığı tapınak plan tipi. Küçük ölçülü tapınaklarda bu plan uygulanmıştır.

Amphidistyl in antis: Ön ve arka cephesinde ante duvarları arasında iki sütun bulunan tapınak plan tipi.

Prostylos: Anteler arasında ve tapınağın ön cephesinde sütunlar bulunan tapınak plan tipi. Templum in antis’ten farkı ön cephesinde bir sütun dizisinin bulunmasıdır. Prostylos türünde anteler biraz kısalmıştır.

Amphiprostylos: Sütun dizisi hem ön hem arka cephede yer alan tapınak plan tipi. Bu tipe özellikle Arkaik Dönemde rastlanmamakta, bundan sonra da az rastlanmaktadır.

Peripteros: Çepeçevre tek sıra sütun dizisine sahip, Antik Çağ mimarisinde en çok rastlanan tapınak plan tipi. Sütunla yan duvar arasındaki uzaklık iki sütun arasındakine eşittir.

Dipteros: Çevresi iki sıra sütun dizisiyle çevrili tapınak plan tipi. Dıştaki sütunla yan duvar arasındaki uzaklık iki sütun arasındaki uzaklığın iki katına eşittir. İonya bölgesindeki ilk tapınaklarda bu plan uygulanmıştır.

Pseudo – peripteros: Cellayı çevreleyen sütunların cella duvarı üzerine yarım sütunlar alarak yerleştirilip peripteros görünümü verilmiş tapınak plan tipi.Bu plan daha çok Roma Devri tapınaklarnda uygulanmıştır.

Pseudo dipteros: Dipteros planındaki çift sıra sütun dizisinin içteki sırasının kaldırılıp, yerinin boş bırakılarak, dipteros görünümü verilen tapınak plan tipi. Hellenistik Çağ’da Anadolu’da rastlanır.

Tholos: Yuvarlak planlı tapınaklardır. Yunan ve Roma Dönemlerinde görülür. Roma dönemindekiler daha küçük ölçüde yapılmışlardır.

M.Ö. 7. Yy’dan itibaren tapınak mimarisinde tahta ve kerpiç yapı malzemesi yerini taşa bırakmıştır. Kesme taş M.Ö. 6. Yy’dan itibaren tapınak inşasında harçsız olarak uygulanıp kullanılır. Tapınak planında tüm elemanlar belli oranlarla birbirine bağlıdır. Sütun çapları ile sütun yükseklikleri arasında belli bir oran vardır. Planda sütun sayısı da belli bir orana bağlıdır. Uzun yan sütun sayısı kısa yan sütun sayısının iki katından bir fazla veya bir eksikti. Vitruvius’tan Hermogenes’in tapınakları sütun alt çapının iki sütun arasındaki açıklığa oranlarına göre sınıflandırdığı öğreniliyor. Hermogenes, bu esas üzerinden beş çeşit geliştirmiştir: Systylos, eustylos, diastylos, areostylos, pyknostylos gibi. Tapınaklar cephelerindeki sütun sayısına göre de isim alırlar. Tetrastylos, pentastylos (nadirdir), heksastylos, oktastylos, dekastylos, dodekastylos gibi. Tapınak inşasına, görülmeyen fakat yapının kurulacağı düzlemi sağlayanstereobat ile başlanır. Tapınağı çevresinden yükseltmek için üç ya da daha fazla sayıda basamaklar, ki krepis adı verilir, krepidoma’yı oluştururlar. Sütunların ve cella duvarının üzerinde durduğu tabanın döşeme yüzeyistylobat adını alır. Diğer kısımlar tapınak mimarisinde görülen düzenlerde (Dor, İon, Korinth) farklılık gösterirler. Mimari açıdan da tapınaklarda uygulanan bu düzenler arasında birtakım ayrılıklar görülmektedir. Örnek olarak Dor mimarisinde giriş bölümüne özen gösterilmiyordu. İon mimarisinde ise dış görünüm için giriş önem verilmesi gereken yer oluyordu. Yine İon düzeninde pteroma geniştir, pronaosun derin oluşu da bir İon özelliğidir. Yunan tapınak mimarisinde iç mekana önem verilmez. Roma tapınak mimarisinde ise iç mekan önemlidir. Yunan tapınağında iç mekan karanlıktı. Naos’a yalnız rahipler girerdi. Yunan tapınaklarında genel olarak yatay hatlar kırmızıya, dikey unsurlar ise (triglif gibi) maviye boyanırdı. Guttae altın yıldız olurdu. Simada çok renkli bir görünüm mevcuttu.

 

Kaynak: Arkeoloji Sözlüğü, Secda Saltuk, İnkılap Kitabevi.

               Klasik Arkeoloji Sözlüğü, Murat Karatağ, Genesis Kitap.

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu       

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !