Valide Sultanlar

Padişahların annelerine mehd – i ulya veya valide sultan denilirdi (1). Birinci tabir daha eski olup diğer bazı şark devletlerinde de kullanılmıştır(2) ; valide sultan tabiri ise rivayete göre ilk defa Üçüncü Murat tarafından validesine verilmiş ve sonra umumileşmiştir (3).

Herhangi bir Osmanlı hükümdarı vefat ettiği zaman zevceleriyle validesi ve kızları olan sultanlar, Topkapı Sarayından çıkarılarak Eski Saraya nakledilirler ve yeni hükümdarın validesi hayatta ise o da Üçüncü Murat zamanından beri kanun hükmüne gelen saraya mahsus teşrifat (4) ve merasimle Eski Saraydan alınarak Yeni Saraya naklolunur ve saray kapısından içeri girince oğlu tarafından karşılanırdı. Valide alayı ismi verilen bu merasim şöyle olurdu:

Yeni padişah, cülûsundan birkaç gün sonra validesinin Eski Saraydan Yeni Saraya yani Topkapı Sarayına naklini emrederdi; bunun üzerine rikab – ı hümayun ve şikar ağaları, kapıcıbaşılar, sultan kethüdaları, padişah evkafı mütevellileri, harameyn vakfı erkanı, harem – i hümayun ağaları, baltacılar vesaire ile dar- üs saâde ağası ve yeni tayin olunan valide kethüdasına bir gün evvelden tezkireler gönderilir ve ertesi gün Beyezıd’deki Eski Saraydan alay tertip edilirdi.

Nurbanu Sultan

Tahtırevan veya araba ile (5) hareket eden valide sultanın geçeceği yolda iki keçeli yeniçeriler selam resmini ifa etmek üzere dururlardı. Üçüncü Selim’in validesinin Eski Saraydan Yeni Saraya nakli şu tarzda olmuştu:

“Divan çavuşları mücevveze ile önlerine düşüp bâdehû harameyn – i şerifeyne müteallik gerek mansub ve gerek tevliyette olanlar da yine mücevveze ile yürüyüp bunlardan sonra valide kethüdası Mahmud Bey, paşalı kavuğıyla ve bol yenli samur kürk ve elinde asa ile gidip, bundan sonra iki taraflı baltacılar ve daha sonra mücevveze ile dar üs - saâde ağası ve ondan sonra altı beygirli ve perdeleri örtülü araba ile valide sultan ve arkasından iki tarafa para saçarak diğer bir memur geçmişti. Valide arabasının arkasından Yeni Saraya nakledilen cariyeler ile sultanlar vardı; bunların arabaları seksen, yüz kadardı.

Valide alayı bâb – ı hümayundan içeri girip sağ taraftaki has fırın önüne gelince Sultan Selim validesini istikbal ile üç defa temenna edip sağ tarafından açılan arabanın penceresinden annesinin elini öpmüş ve önüne düşüp harem – i hümâyuna getirmişti.(6)

 

Safiye Sultan                                              Kösem Sultan

Valide alayı, Bayezid kulluğu yani karakolu önüne geldiği vakit yeniçeri ağası, eğer ağa seferde ise vekili olan sekbanbaşı tarafından karşılanırdı; araba burada biraz tevakkuz eder, ağa yer öperek hürmet ve tâzimlerini arzeder ve bu sırada kendisine hil’at giydirilip bir boyama içinde gerek ağaya ve gerek neferlerine ve maiyetine mahsus olarak evvelce tertip edilen defter mucibince atıyyeler verilirdi; her kulluk geçildikçe oradaki kulluk neferlerine atıyyeler verilip bir taraftan da alaydan etrafa çil paralar saçılırdı. Alay Cebehâne önüne gelince, cebecibaşı valide sultanı selamlayarak atıyyesini alırdı.

İşte bu merasimle bâb –ı hümayundan saraya girilir; burada alay, hastane kapısı köşesini geçmeyip bâb – ı hümayundan girenler rütbelerine göre iki sıra dizilirler, burada bostancı başhasekisi ile hashekiler ellerinde hezaran deyneklerle dizilip daha ileriye kimseyi geçirmezlerdi.

Valide sultanın arabası tamam has fırın kapısı önüne gelince padişah aheste aheste yürüyerek fırın hizasına yaklaşınca validesini yerle beraber bazen iki ve bazen üç defa temenna ile selamlar ve bunun üzerine çavuşlar alkış yaparlardı; valide sultan orta kapıdan içeri girdikten sonra alay dağılırdı.(7)

Turhan Sultan

Valide alayından sonra valide sultan saraya gelişinin ertesi günü sadr – ı âzama, eğer yoksa sedaret kaymakamına bir hükümnâme ile samur kürk ile hançer göndermek suretiyle saraya geldiğini resmen paşakapısına bildirirdi; validenin gönderdiği hükümnâme ve kürk paşakapısında istikbal olunur, sadr – ı âzam kürkü giyerdi. Valide sultanın kürkle beraber gönderdiği ferman, padişahlarınki gibi âşikâr okunmayıp sessizce okunur ve kürkü getirene hil’at giydirilip maiyetine atıyyeler verilirdi; sadr – ı âzam seferde ise kaymakama gönderilenden başka sadr – ı âzama da ayrıca kürk yollanırdı(8). Sonraları, yani 18. Asrın son yarısında şeyh – ul İslamlara da valide tarafından kürk gönderildiği görülüyor(9).

Valide sultanlardan bazıları devlet işlerine fazlaca müdahale etmişler ve birçok kanunsuzluklara yol açmışlardı; bu hususta 3. Murad’ın validesi Nurbanu Sultan, 3. Mehmed’in validesi Safiye Sultan ,ile 4. Murad, İbrahim ve 4. Mehmed devirlerinde bir müddet idareyi eline almış olan Kösem Sultan başta gelenlerdendir.

Padişahlar içinde validelerine pek ziyade hürmet gösteren bilhassa üç hükümdar vardı; bunlardan birincisi 3. Murad olup validesinin ölümünde matem elbisesi ile cenazeyi takip ile Fatih camisine kadar gelmiş ve orada namazını kıldıktan sonra sarayına avdet etmişti; kırk gün mütevaliyen vezirler ve bazı ulema sabah ve akşam bu kadının kabrini ziyaret eylemişlerdi(10). 3. Mehmed de babası gibi validesine çok riayet gösterirdi; bu padişahın Eğri seferine hareketinden itibaren avdetine kadar validesi Safiye Sultan devlet işlerine bakmıştı, hatta 3. Mehmed Eğri seferine giderken Hoca Sadettin Efendinin oğlu Edirne kadısı bulunan Es’ad Efendiye İstanbul kadılığını vermiş, fakat valide sultan bu tayini tanımayarak İstanbul kadısı Abdülhalim Efendiyi değiştirmemiş ve padişah da validesinin yaptığını kabul eylemişti (11). 3. Mehmed’in Eğri seferi esnasında, İstanbuldaki sadaret kaymakamı Valide Sultana danışarak iş görürdü; bu kadın bazı defa padişahın iradesini bile tâdil ederdi (12). Murad’ın validesi Nurbanu ile Mehmed’in validesi Venedikli Safiye Sultanın ( Bafa) müzaheretleriyle Venedik elçilerinin epey muvaffakiyet temin ettiklerini Hammer yazmaktadır (13).

Mihrişah Sultan

4. Mehmedde validesine fazla tâzim ederdi; fakat Köprülülerin ciddi harekatı ve valide sultana karşı hürmetkârâne fakat vakurane vaziyetleri valide Turhan Sultan’ın devlet işlerine müdahalesine mani olmuştur; zaten bu kadın Kösem Sultan gibi haris de değildi. 3. Osman’ın öldürtmek istediği Hekimoğlu Ali Paşa, valide sultanın oğlu üzerinde yaptığı tesirle ölümden kurtulmuştu. 3. Selim’in de validesi Mihrişah Sultan’a karşı hürmet ve tâzimi pek fazla idi.

Valide sultanların kendilerine verilmiş paşmaklık hasları vardı (14). Daha sonraları ise haslarından maada darphaneden muayyen maaş tahsis edilmişti; bu para hassa harç emini tarafından alınarak kendisine verilirdi (15).

Validelerin kalabalık maiyyetleri vardı; bütün umur ve hususlarına hariçte valide kethüdası denilen bir memur bakardı; bu zat devlet ricalinden olup itimada layık görüldüğü için bu hizmete seçilirdi; valide kethüdalarının haris olanları valideyi el altından tahrik ederek bazı şeyleri kendi arzuları gibi yaptırmaya muvaffak olurlardı; nüfuslu valideler, sadr- ı âzamlara icabında hemen her istediklerini yaptırırlar ve sadr- ı âzamlar da lüzumunda bunların müzaheretlerine nâil olmak emeliyle valide sultanlara mümâşat ederlerdi.

Valide sultanlar oğullarına arslanım diye hitab ederlerdi; bu tabir saltanatın son devirlerine kadar devam etmiştir; hatta valide sultanlar bu tabiri kızları hakkında da kullanmışlardır.

Valide sultanlar sarayda bütün hüküm ve nüfusu ellerinde bulundururlar; cariyelerin zabt ve idaresine memur kadınlar kendisine karşı mesul olurlardı. 2. Süleyman’ın validesinin 1101 rabiulevvel ( 1690 – İkinci Kanun ) vefatı üzerine harem- i hümayun cariyelerinin zapt- u rabtına kethüda kadının nezareti emrolunmuştu; hatta padişah bazı mukarribinin teşvikiyle bu kadına hükümet tarafından bir miktar hâs tayinini emreylemiş fakat böyle bir şey şimdiye kadar mesbuk olmadığından dolayı bu teklif Köprülü zade Fazıl Mustafa Paşa tarafından kabul edilmek istenmemişti; fakat padişah hâs tayininde ısrar eylediğinden senevi onbeş kese akçelik bir hâs verilmişti; sadr- ı âzam böyle usulsüz işler yaptırmaya padişahı sevk eden dar- üs saâde ağası Mustafa Ağayı bir çalımına getirip azlettirmeğe muvaffak olmuştur (16 ).

 

Dip notlar

1 – Şakayık Zeyli, Atâyl S. 130.

2 – Tarih – i Emini (Fatih Kütüphanesi, no 4431, S. 216)

3 – “… validelerine riayet edip bunlar zamanına gelinceyedek valide sultan deyu söylenmezdi; bunlar validelerine tâzimen valide sultan ünvaniyle muanven kıldılar…” Tarih-i Saf S.84, Lûtfi Tarihi, valide sultan tâbirinin ilk defa 3. Mehmet tarafından validesine verildiğini yazıyorsa da (C. 8, S. 72) Tarih- i Saf müellifi o devri yakinen bildiğinden anın mütaleası tabii daha doğrudur.

4 – Enderun Tarihi C. 3, S. 65

5 – 1168 H. , 1754 M. senesinde hükümdar olan 3. Osman’ın validesi taht- ı revan ile Yeni Saray’a getirilmişti (Vâsıf C. 1, S. 35)

6 – Mecmua, numara 85, S. 62 (Türk Tarih Encümeni tarafından Tarih Kurumuna devredilen kitaplar arasında)

7 – Enderun Tarihi ( Atâ Bey) C. 3, S. 65

8 – Hülâsa ettiğimiz bu valide merasimi 3. Selim’in cülûsu münasebetiyle Edip Efendi Tarihinden alınmıştır (S. 10 ile 15)

9 – Vâsıf Tarihi C. 1, S. 44

10 – Selâniki Tarihi S. 174

11 – Hammer, ( Atay Bey Tercümesi) C. 7, S. 213, Hadım Hasan ve İbrahim Paşalar valide sultanın nüfûziyle vezir- i âzam olmuşlar ve Çağalazade Sinan Paşa da anın re’yiyle azledilmişti ( Hammer C.7, S. 244 ).

12 – Selâniki Tarihinin basılmamış nüshasının 331 ile 347. Varakına kadar olan kısmı ile 369. Varaktaki Emir Efendi hadisesi gözden geçirilecek olursa bu mütaleamız teeyyüd eder.

13 – Hammer, C. 7, S. 213 (Atâ Bey Tercümesi)

14 – Hammer ( Atâ Bey Tercümesi ) C. 7, S. 13, 41, 94, 103, 133, 257.

15 – Selâniki basılmamış nüsha varak 414; İbn – ül Emin saray 1222, 1229 ve 1235 ve Cevdet Tasnifi Saray Vesikaları, numara: 892, 992, 2235, 2633. Bunlardan 2235 numaralı vesika Avlonya  mütasarrıfı İbrahim Paşa’nın iltizamında olan valide hassına aittir, sene 1225.

16 – Zubde – ül vekayi V. 188 b ve İbn – ül Emin Tasnifi Vesikalar (saray), numara: 1871, 2213,2243.  

 

Kaynak: “Osmanlı Devletinin Saray Teşkilatı”, Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı

Hazırlayan: Bağımsız Rehberler Platformu

   

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !